Kinyas ve Kayra , sadece birey değil; modern insanın parçalanmış ruhunun iki ayrı yüzü gibidir.
Metin boyunca şiddet, yabancılaşma ve anlamsızlık hissi, okuyucunun zihnine adeta kazınır.
Günday’ın dili sert, yer yer küfürlü ama bilinçli bir şekilde kurulan bu üslup, anlatının ruhuyla bütünüyle örtüşür.
Roman, klasik bir olay örgüsünden çok bir iç hesaplaşma ve varoluş sorgusu olarak okunmalıdır.
Karakterlerin savruluşu, okuyucuya rahatsız edici bir aynalık sunar; insan doğasının karanlık tarafını inkâr edilemez biçimde gösterir.
Eser, okuru konfor alanından çıkararak onu düşünmeye, hatta huzursuz olmaya zorlar.
Bu yönüyle roman, herkes için değil; cesur okurlar için yazılmış gibidir.
Son sayfa kapandığında geriye bir hikâyeden çok, insanın içindeki boşluğa dair ağır bir yankı kalır.