Arkadaşım enesin önerisi üzerine başladığım kitap. Başlarda kurgunun içine girmekte çok zorlandım. Bence Ahmet ümitin olayı bu, evreni o kadar detaylı anlatıyor ki içine tamamen giriyorsunuz evet ama girene kadar sıkılmazsanız iyi. Kitabın yarısında katili az çok tahmin etmeye başlıyorsunuz. Zaten çok seçeneğiniz yok ve Esra’nın yönlendiği seçeneklerin gerçekçiliği de çok yok açıkçası. Keşke ufak kuşkulandığımız olayların nedeni gün yüzüne çıksaydı. Mesela bern’in bisikletinin tekerleri neden inikti? Gece kullanmamıştı bile. Timothy almıştı büyük ihtimal ama bu gibi detayların uzun uzun açıklanmasını isterdim. Ben öldürdüm hepsini dedi ve bitti hikaye gibi hissediyorum. Bazı gereksiz hikaye ve karakterlerle kafamızı bulandırıyor yazar ama bu işe yaramıyor çünkü olayı çözmeye başladıktan sonra hala kandırmaya çalışması pek akıcı olmuyor. Katilin motivasyonuysa.. Ermenilerin intikamını alıyor olsa daha tatmin olurdum açıkçası, insanların alçaklığını onlara ayna olarak yansıtmak istemesi ironik ve yapış şekli de çok manidar aslında. Nadia Teyzemizin yeğeni çıkması güzel bir detaydı. Yazar tüm ayrıntıları cidden çok ince işliyor. Ahmet Ümit okurken hiçbir ayrıntıyı boşuna vermediğini biliyorum. Ya karaktere derinlik katmak için yapıyor ya da hikayeye. Böylelikle yüzeysel hiçbir yer kalmıyor romanda. Mesela yüzbaşının hikayesinden çok etkilendim ve güzel bir ayrıntıydı aşkları. Kitabı daha ilgi çekici hale getirdiğini söyleyebilirim. Ayrıca timothynin aşkla ilgili fikirleri dahil olmak üzere çoğu fikrine hak verdim. O akıllı ve sorgulayan ama büyük etkiler bırakmak isteyen birisi… bilmiyorum ona kızmadım. Bern’e de Ermeniler konusundaki fikirleri hakkında sinirlenmedim ama yüzbaşıyla tartışmalarını okumak güzeldi.
Şimdiye kadar benzerini okumadığım bir kitap, gerçekten farklıydı ve çok da umrumda olmayan bir tarihi bile merakla okutturdu zaman zaman (Patasanın hikayesi ilgimi çok çekmedi o ayrı).
Fırat nehrini, takımın çalışmalarını, kavgalarını tamamen hissettim. Esra karakteri… normalde erkeklerin yazdığı kadın karakterler çok gerçekçi olmaz ama Esra bana samimi geldi. Güçlü görünmeye çalışıp aslında öyle olmadığını anlattı her seferinde bize. Kazıyla kafayı bozmuş ve gergin bi tip ama sevdik de onu. Yinede yüzbaşıyla hikayelerini daha uzun da olsa okurdum.. yinede bu kitap beni slumpa sokmuştu (ilk yarısı) son yarıyı ise bugün bitirdim… Enes haklıymış, bi yerden sonra sarıyormuş. Ahmet ÜmitPatasana