Ayfer Tunç'un bütün öykülerini okuduktan sonra, roman olarak elime bu geçti. Öykülerindeki havayı burada bulamadığım için yadırgadım. Sayfalar dolusu depresyon, melankoli bezdirdi beni resmen. Burada Ayfer Tunç'u edebi açıdan değerlendirecek değilim, beğeniyorum, takdir ediyorum. Ama bu romanının adı gibi ağır havası okurken içimi sıktı. Hiç tarzım değil bu tür içerik ve üsluptaki romanlar. Eğer daha önceden okumadığım bir yazar olsaydı 5 puan verirdim, önceden bildiğim ve beğendiğim için 7 puanla yetindim.
Sadece iki ana karakterden düşkünler oteli sahibinin tanımına dair bir iki alıntı yapsam, kitabın karanlık atmosferine dair yeterince fikir verir: Mürşit, dağınık ve tanımsız, aynı zamanda amaçsız, (s. 28); "paslanmış işlemeyen bir motor gibi bir şey, böyle ruhsuz, hissiz, hareketsiz", (s. 35); "bu dünya üzerindeki yalnızlığı, yabancılığı, gereksizliği..."; (s. 65)