Aslında inceleme yazmak gibi bir niyetim yoktu. İyi bir çalışma yapmadan üstünkörü bir şeyler yazıp geçmek bana hep gereksiz gelmiştir. Ama bu sefer yazmak istedim çünkü birilerinin aklını çelerim de kitabı okumasına vesile olurum fikri beni cezbetti.
Uzun bir süre sonra bir kitabın beni bu kadar içine çektiğini ve etkilediğini hissettim. Bunu en son Çiçekler Büyür ‘de yaşamıştım. İki romanda da aynı tat var gibiydi. Tarih, kültür, hüzün, aşk vs. hepsini doruklarına kadar hissettim.
Kitap fazlaca kültürü içinde barındırıyor. Özellikle de İran ve o bölgede yaşayan Türklerin kültürü. Tebriz, Yezd, Bakü, Tiflis, Batum, Trabzon ve İstanbul… Romanı okurken bütün bu şehirleri hikayenin akışı ile birlikte siz de geziyorsunuz ve yaşıyorsunuz. Hikâye belki Seddarhan ve Zehra’nın birbirlerini bulma hikâyesi ama bu gerçekleşene kadar o kadar etkileyici hadiseler yaşanıyor ki bu beklenti aklınızdan uçup gidiyor. İki karakterin de kendi hayatları farklı birer roman oluşturacak kapasitede. Nihayet birbirlerini bulduklarında ben bile kendimi artık rahatlamış hissetmiştim. Ve nadiren oluşacak bir duygu olarak romanın bittiğine üzüldüm.
Amaç incelemeden ziyade duygularımı paylaşmak olunca çok da uzatmak istemiyorum. Nar Ağacı bir kitap tavsiyesi isteyene en başlarda adını vereceğim bir eser oldu. Tek pişmanlığım: Adını bu kadar duymuşken okumayı bu zamana kadar ertelememdir.
Herkese keyifli okumalar…