Herifin biri sabah uyanıyor bir bakıyor burnu yerinde yok; hani biz sabah kalkınca anahtarları bulamayız ya bu adam direkt suratının ortasındaki parçayı kaybetmiş şaka gibi. Üstüne üstlük o burun üniforma giyip sokaklarda devlet memuru gibi dolaşmaya başlıyor ki sanırsın burnun kendisi adamdan daha kariyerli bir tip olmuş. Okurken "yok artık" demekten kendimi alamadım çünkü bu kadar absürt bir durum ancak Gogol'ün o garip hayal gücünden çıkardı herhalde.
Valla o koca burnun peşinde koşarken yaşanan o bürokratik saçmalıklar ve insanların tepkileri tam bir kara mizah örneği olmuş. Adam burnunu geri takmaya çalışıyor ama burun resmen artistlik yapıp "sen kimsin" moduna giriyor ki orada koptum zaten. Kitap aslında o dönemdeki rütbe sevdasını ve dış görünüş takıntısını fena tiye almış ama bunu yaparken bizi de o tuhaf rüya aleminin içine çekmiş. Neyseki kitap kısa da herif burnuna kavuşana kadar daha fazla şaşkınlıktan devreleri yakmadık. Sonuçta burnu havada gezenlere iyi bir ders vermek isteyen varsa buyursun okusun tam bir uzuv firarı rehberi olmuş bayıldım.