Gönderi

Puan vermedi·368 syf.··
2026 11. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 06:41
Kaybolan Bağlar kitabını okurken en çok hoşuma giden şey bana kendimi sorgulatması oldu. Kitap depresyonu sadece kimyasal bir sorundan kaynaklandığını görmek yerine, hayatımızda eksilen şeylere odaklanmamız sağlıyor. Bunu anlatırken gerçek hikayelerden, araştırmalardan örnekler vererek kitabı daha samimi hale getirmiş. Kitabı okurken şunu düşündüm: Bazen gerçekten mutsuz olmamızın sebebi biz değiliz. Hayatın bizi getirdği nokta. Sürekli koşturma, yüzeysel samimiyetsiz ilişkiler, kendimize zaman ayıramamak... Bunların hepsi farkında dahi olmadan yavaş yavaş, içten içe bizi tüketiyor. Yazar kaybolan bağlar derken tam da bundan bahsediyor. İnsanlarla, doğayla, yaptığımız işle, hatta kendimizle bile bağlarımız yavaş yavaş kayboluyor. Benim için en etkileyici taraflarından biri de, depresyon çözümü olarak sadece ilaçlardan destek almanın doğru olmadığını, hayatımızda eksik olan ne ise onu tamamlamamızı önermesi oldu. Yani biraz daha derin ve gerçek bir yaklaşım. Tabii ki her söylediğine %100 katıldım diyemem. Bazı kısımlar bana fazla idealist geldi. Ama genel olarak bakınca düşündüren ve farkındalığınızı arttıran bir kitap. Bana kalırsa, insanın kendini ve hayatı sorgulaması için okunması gereken kitaplardan biri. Herkese keyifli okumalar :)
Kaybolan BağlarJohann Hari · Metis Yayınları · 20191,914 okunma
·
216 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Güzel yorum olmuş, tebrik ederim. Günümüzde insanlar kalabalıklar içinde her geçen gün daha da yalnızlaşıyor. Her geçen gün daha da cimrileşip daha çok ben merkezci oluyor. Eskiden olduğu gibi "biz" dilini kullanmalıyız, tahammül göstermeliyiz çevremizdeki insanlara. Teknojik gelişmeler, herşeye ulaşabilmeyi sağladı ama bu aynı zamanda müdanesizliği, kimsenin kimseye ihtiyaç duymadığı gibi bir durumu oluşturdu. Önceden eşten dosttan borç alırdık artık bankalardan kredi çekiyoruz. Çevremizdeki insanlara ihtiyacımız olmadığı gibi yanlış bir düşünceye kapılıyor, onları eş dost olarak değil sanki yarışmak zorunda olduğumuz bir rakip, belki bir düşman olarak görüyoruz. Bu durum insanlara çok büyük ruhî hasarlar veriyor. "Ben" dilini bırakıp "biz" dilini kullanmalıyız, daha tahammüllü olmalı, çevremizdeki insanlara selam vermeli, mümkün mertebe elimizden gelen iyiliği yapmalıyız. Çevremizdeki insanlara yardım ettiğimizde kendi ruhumuzu da beslediğimizi, depreyon gibi, bunalım gibi modern çağın hastalıklarındanda berî kalacağımızın idrakinde olmalıyız. Çevremizdeki insanlara yardım ederken aslında en büyük iyiliği kendimize yapıyoruz.