Nabizade Nazım'ın bu hikayesi kıskançlığın ne kadar şiddet içeren bir duygu olduğunu, intikamın yalnızca alınanlara değil alan kişiye de zarar verdiğini anlatıyor fakat çapıcı olarak hissedilen bir şey varsa o da her şeyin kişinin tercihleri ile şekillendiği.
Nitekim Zehra bir hayat kadınını eski kocasından ve onun yeni sevgilisinden intikam almak için tutuyor olsa da Suphi bey'in körkütük aşık olması annesini, eski karısını, yeni sevgilisini, çocuğunu ve işini bırakması sonunda da sıfırı tüketmesi kendi yaptığı seçimlerden kaynaklanıyor. Ha keza kadını ve dostunu sokak ortasında öldürüp Trablusgarp'a sürülmesi de...
Her şey bir yana 150 yıl kadar önce İstanbul'da yaşamış bir yazarın satırlarını okumak, onun hayal dünyasına girmek oldukça keyifliydi. Şehzadebaşı tiyatrosunda seyrettikleri 6 perdelik oyun, perde aralarında klasik müzik dinletileri, günlük programını anlatırken kullandığı alaturka saat sistemi ile tarihi bir misyonu da var. Tanzimat döneminin batıcı yaklaşımları da hissediliyor.
Nabizade Nazım