1950’lerin sonundan 70’lere uzanan, Kıbrıs’ın sancılı ve kanla yazılmış tarihine tanıklık eden bir roman “BELKİ”.
“KEŞKE”lerle başlayıp “BELKİ”lere varan, yürek yakan bir gerçeklik…
Kıbrıs’taki Türk halkının yaşadığı acıların, kayıpların ve direnişin izini süren güçlü bir anlatı. Bir yandan EOKA’nın zulmünü, Kanlı Noel’i, sürgünleri, parçalanmış hayatları ve yarım kalan aşkları okurken; diğer yandan topraklarını korumak uğruna ölümü göze alan mücahitlerin hikâyesine tanıklık ediyoruz.
Romanın merkezinde ise yıllara yayılan karmaşık bir hikâye var. İngiliz bir generalin kızı Sarah ile Kıbrıslı Süha’nın imkânsız aşkı…
Yolları ayrılıp hayat onları bambaşka yerlere savursa da yıllar sonra kader yeniden kesişiyor. Sarah’ın, Kıbrıs’ta yaşanan zulmü filme çekmek için adaya geri dönmesiyle hikâye yeniden başlıyor. Süha artık hayatta olmasa da kızı Sevgi ve Anadolu’dan gelip onunla birlikte mücadele eden, Sevgi’yi korumakla yükümlü Yiğit bu hikâyenin merkezinde yer alıyor.
Geçmişin sırları çözülürken, bugünün gerçekleri de Sarah’ın kaydettiği kasetlerde bir bir gün yüzüne çıkıyor.
Sema Soykan, tarihi donanımı ve araştırmacı kimliğiyle bu romanı belgelerle bütünleştirmiş.
Yazarın tüm kitapları sadece öğretmekle kalmıyor, aynı zamanda okuru sorgulamaya da yöneltiyor. Tıpkı "BELKİ" de olduğu gibi.
Kıbrıs’ın yakın tarihine dair bilmemiz ve asla ıskalamamamız gereken kitaplardan biri "BELKİ"
Mutlaka okuyun…
Mümkünse @semasoykan 'ın tüm kitaplarını okuyun derim.
BelkiSema Soykan