Hasret, yalnız bir duygudan çok; insanın içini kavuran, geceleri ağırlaştıran, suyun bile soğukluğunu artıran bir keder gibi akar. Şairin kelimeleri, sevdayı bir yük değil, gururla taşınan bir yaraya dönüştürür.
Eser, aşkın hem en zarif hem de en acı tarafını gösteren bir ağıt gibiydi: Gözlerde “iki mavi korku çiçeği” açtıran, derin kuyulara inen bir sevda… Ahmet Arif’in dili öyle sarsıcı ki, hasreti kelimelere değil, insanın ruhuna nakşeder.
Hasretinden Prangalar Eskittim, sevmenin bir tutsaklık değil; kalbi büyüten, insanı insan yapan bir direniş olduğunu fısıldıyor. Aşk yok olmaktır diyene aşkın var etmek olduğunu anlatıyor.. Aşkı da, acıyı da, özlemi de en sahici hâliyle hissedebilmek için bu dizelerin içine bir kez düşmek yeter.
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif