Michel FoucaultGüzel Tehlike dilsel harmoninin ikliminde var olan insanın hayat ve yaşantı diyagramında var oluşuu anlatmakatadır. Bu var oluşsallığın çözümlenmesi için Michel Foucault sorulan sorular muvazenesinden insanın oluşsallığına bakıldığında bir hiç ili var arasında gergef gibi işlenen bir yaşamdan öteye gidilmediğini görürüz. Buradan hareketle eser bireyin var oluşunu kelimeler yani harfler en derini üzerinden söyleyecek olursak dil ile varoluşsallığını beyan ettiğini anlarız. Kısacası söyleşi veya röportaj havasında geçen bu eser dilin hermenetik çeperini ortaya koymaya çalışmıştır diyebiliriz. Bundan dolayıdır ki birey veya toplum olarak bütün varoluşsallığımızı nasıl ki biyolojik olarak canlı sayılmamız için nefes almamız, nabız atışı veya beyin ölümü gerçekleşmemiş olarak tanımlıyabiliyorsak; aynı ölçütte dil kullanma becerimiz de bizi canlı kılan bir diğer unsur olarak algılayabiliriz. Ve bu kullandığımız sil bizim en arı ve çıplak halimizin yüklemi olarak okunur. Çünkü doğduğumuzun yerin veya çevremizin dilsel hazinesi bizi beslediğini unutmamız gerekir. Dilimizin zengiliği ve fakirliği etkileşimde bulunduğumuz başkası ve ötekiyle durduğumuz konum kuvvetine bağlı ve bağımlıdır. Aksi takdirde kök salacağımız bir benin inşası dahi mümkün olmayacaktır. Kısacası benin inşası bir dil etrafında düşünüldüğünde Kelimeler ve Şeyler eseri bize kendimizi anlamızı ve kendimizden hareketle insanılıkla yek vücut olmanın tıpkı ayı bedendeki hücreler gibi davranmamız gerektiğinin vaazını dinlemekteyiz. Ancak bu vaaz dinlerken kendi kimliğimizin düsturlarını, normlarını ve formlarını başkası ve öteki için yerle yeksan yapmadan hayatta tutarak yaşamla bir bulmacak gibi eşit ve denk gelmemizi dilsel bir perspektiften anlatmını sağlamaktadır.