10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
"Yokuşta Ev - Sibel Dülger" İçinde kendinden de bir parça bulabileceğin öyküler okumak ister misin? Hele ki bu #öyküler kadınları anlatıyorsa... İnsanın en sevdiği, canım kızçem, yol arkadaşım dediği en yakın arkadaşının kitabını okuması hem paha biçilemez hem de aşırı gurur kaynağıdır. Bunu çok net anladım... Bana bunu yaşatan Sibel'ime teşekkür ediyorum. Sibel ile sonradan tanıştık. Ama tanıştığımız günden beri enerjimiz, kafa yapılarımız birebir örtüşüyor. 3-4 yıldır konuştuğumuz dil aynı ve ikimizinde hayalleri ortak. Sibel'imin hayallerine ortak olmak, yazım ve kitap bastırma sürecinde yaşadığı kâh sancılı kâh heyecanlı kâh mutlu kâh hüzünlü oluşuna birebir ortak olmak ve tüm bu süreçleri atlatıp nihayet kitabın çıkması bize büyük mutluluk ve bayram sevinci verdi. O kadar heyecanlanmıştım ki kitap daha ön satıştayken hemen sipariş verip aldım. Ne yalan söyleyeyim kitap elime gelir gelmez hemen okumadım. Çok saçma ve hatta kulağa absürt gelecek belki ama. Sanki Sibel'im gelmiş gibi önce kitaba sarıldım. Kitabın kapağını, özellikle de kızçemin adını sevip okşadım. Sibel yazarken bir iki tane öyküsünü bana okumam için atmıştı. Güzel kalemine aşinayım yani. Kitaptaki öykülerin ana teması kadınlar olduğunu söylemişti. Ama beni bu kadar derinden sarsacağını söylememişti... 9 farklı öykü... Ve birbirinden farklı kadınların hikâyesi... Hayatta aldığımız tüm kararlar seçimlerimizden ibaret midir? Bilmem ama... Binbir emek ve hevesle kurulan yuvada yapayalnız kalmak mı? İşte hayatıma eşlik edecek bana değer veren(!) beni seven adamı buldum diye havalara uçup evlendikten sonra hevesinin kursağında kalması mı? Aynı evin içinde görmezden gelinip yok sayılmak mı? Bir hiçmişsin gibi kenara atılmak, değersiz ve işe yaramaz olduğuna inandırılmak mı? Pırıl pırıl parlayan gözlerin, neşeyle atılan gülüşlerin söndürülmesi mi? Varlığına tahammül edilmemesi mi? İhanete uğramak mı? Hangisi daha zordur. Hangisi daha acı vericidir. Bence hepsi... Öykülerin çoğu hüzünlüydü. Ama hüzünün yanında umutta vardı. Kadınlar ne kadar hüzünlü olursa olsun, ne kadar dipsiz kuyulara da düşseler her zaman bir çıkış yolu bulmalı. Yeni bir rota çizmeli ve bir Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğmalı mesajını vermiş. Kitabı okurken kafam durduk yere takıldı. Düşündüm. 'Yuvayı dişi kuş yapar' lafını hangi sivri akıllı buldu ve hangi akla hizmet tüm ülkeye atasözü olacak şekilde yutturulmuş. Biri bana söylesin. Yuvayı kurup en berbat, en kötü evi bile kendi ruhundan çiçekler koparıp çevresini güzelleştirmek hep kadınlara düşer. Neden? Oysaki belgesellerde izlediğim doğada yaşayan kuş türlerine bakıyorum. Yuvayı yapan erkek kuşlar. Dişisine binbir numaralar çevirip taklalar atıp, dans showları yaparak kur yapan yine erkek kuşlar. Neyse konumuza dönelim. Tüm öyküleri çok sevdim ve Sibel'imle gurur duydum... Şunu eklemeden geçemeyeceğim. İnci Küpe öyküsünde geçen bir cümle beni hem şaşırttı, hem mutlu etti hem de çok duygulandırdı. Elbette #yokuştakiev kitabını tavsiye ediyorum... Bence herkes okumalı... Kalemi daim olsun. Hayatında bir seçim yapmış ve bunun bedelini ağır yalnızlık, değersiz ve yok sayılarak ödeyen ama kaderim böyleymiş demeyip eline valizini alıp ardına bakmadan yola çıkan ve kendi hayatına yön veren nice kadınlara selam olsun... 1 Kitap 1 Kahveee Sibel Dülger Yokuştaki Ev Her Ay Okuyanlar Kulübü Yazar Sibel Dülger etkinliği kapsamında okudum.
Edebiyat & Roman
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202640 okunma
··
66 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Okuyan gözlerine, yorumlayan yüreğine sağlık canım benim🤍
Merve
Gönderi Sahibi
😇🙏 Canım kızçem benimmm 😍✨️