Gönderi

Bir Ağa Ölür, Bir Düzen Yaşar: İnce Memed’in Sessiz Çığlığı
Puan vermedi·459 syf.··
2026 8. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 15:04
İlk kitapta Memed’in fiili olarak gördüğümüz mücadelesi, bu kitapta zihinsel mücadele şeklinde karşımıza çıkıyor. ‘’Abdi Ağa ölür, Hamza gelir; Hamza ölür yerine başka bir ağa gelir. Zulüm biter sanılır… ama sistem aynı kalır.” Bu, sistem değişmeden hiçbir şey değişmez düşüncesi çerçevesinde yılgınlığa kapılarak kitap boyunca bunun sorgulamasını yaparak umutsuzluğa kapılır. Psikolojik bir savaş içindedir. İlk kitaba göre daha felsefi, sorgulayıcı ve umutsuzluk içerdiği için daha durağan ilerliyor. Sistemin acımasızlığı her yönüyle köylünün ve okuyucunun yüzüne tokat gibi çarpıyor. İnce Memed bir eşkıya olmanın ötesine geçerek bir umut figürü konumuna geçiyor. Zaman zaman umutsuzluk ön plana geçse de bir şeyleri değiştirmek için adım atılmaktan hiçbir zaman vazgeçilmiyor. İlk kitapla karşılaştırdığımızda doğa betimlemelerinin çok daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu betimlemelerle epik anlatım korunsa da bazı bazı tekrara düşüldüğü için sıkıldığımı söylemeden edemeyeceğim. … KALICI OLMASI ADINA KISA ÖZETİM … İnce Memed’in dilden dile, kulaktan kulağa dolaşarak efsaneleşmeye başladığı serinin bu ikinci kitabında ağalar ile birlikte devlet kademelerinde görevli kimselerin de menfaatleri uğruna bayağılaştığına midemiz kalkarak şahit oluyoruz. Memed’in roman boyunca fiilen çok fazla boy gösterememesi, sadece ismiyle bile cesaret unsuru olarak yer alması biraz sinirimizi bozsa da bu durumun serinin son iki kitabına sağlam bir hazırlık olduğu kanaatindeyim. Yobazoğlu Hasan’ın köyün ağası Ali Safa Bey’e verdiği tarla karşılığında aldığı yağız atıyla köyde caka satıp arkasından atıp tutması onun evinin ve atının bulunduğu ahırının yakılmasına sebebiyet verir ve onu öldürme amacıyla girişilen bu faaliyet başarısızlıkla sonuçlanınca, çavuş tarafından karakola getirilerek iyice dövüldükten sonra evini kendi yaktığı suçlamasıyla ailesiyle birlikte Ali Safa Bey’in kendisine mükafatmış gibi sunduğu Narlıkışla’ya hükümet tarafından sürülür ve o yağız ata bir daha binmesi kesin bir talimatla yasaklanır. Koca Osman bu yaşananları evlerine sığınmış olan ‘şahini’ İnce Memed’e bir bir aktarır ve bundan sonra yavaş yavaş o çelik pırıltısı o gözlere tekrardan yerleşmeye başlayacaktır. Ve çok durmayacak, köyünün özlemini de bahane ederek bir gece Koca Osman’a veda bile etmeden altı aydır sığıntı gibi yaşadığını düşündüğü evden çıkıp gidecektir. Türkmen kızı Seyran’ın da hikâyesi sevdiğine kavuşamama ve gözlerinin önünde öldürülmesi yönüyle İnce Memed’e benzemektedir. Birlikte büyüdüğü Aziz ile dedikodularının çıkması babası Molla Halil’in, Aziz’i Vayvay köyüne yollamasıyla durulsa da Seyran yemeden içmeden kesilip onun peşinden gider. Güzelliğiyle Çukurova’nın kısa sürede diline düşünce Ali Safa Bey’in yeğenlerinin onu elde etmek için türlü yollara başvurup en sonunda kaçırmalarıyla Aziz kendisini kaybeder ve malûm son gecikmez. Seyran bu acı kayıptan sonra içine kapanır ve Koca Osman ile Kamer Ana’dan başka kimseyle konuşmaz. Onları annesi ve babası yerine koyar. İnce Memed’in namını sık sık anlatan Koca Osman, güzeller güzeli Seyran’da ilk defa merak uyandıracaktır. Çukurova’nın Vayvay köyünde bunlar olurken Akçasazı köyünde de harptan dönmüş Mustafa Kemal’in sağ kolu Kozan Mebusu Arif Saim Bey rüzgârı esmeye başlıyordu. Fransızların Adana’yı işgalinde ilk başta Fransızlarla anlaşmaya çalışan daha sonra onlarda gelecek göremeyip yönünü Mustafa Kemal’e dönen kurnaz bir adamdır. Harpteki başarılarından ötürü kendisine en verimli toprakların verilmesi gerektiğini düşünerek Çukurova köylüsünün üstüne zebellah gibi çöker. Özellikle Akmezar köylülerinin. Daha sonra at hırsızlığıyla nam salmış Yağmur Ağa ve çetesiyle iş birliği içerisine girerek köylerden at çaldırmaya ve bu atları köylülere hediye etme bahanesiyle topraklarına el koymaya başlar. Bu durumla bir tek İdris Bey’in aklını çelemez. Yüzbaşı Faruk’un has adamlarından iz sürmekte hünerli sayılı adamlardan Yel Musa’nın Topal Ali ile birlikte, candarmalarla çatışan Memed’in izini sürmeye başladıkları kısım ve devamı aksiyon doluydu. Koca Süleyman’ın evine sığındığını anladığı Memed’in izini Yel Musa’dan gizlemeye çalışmakta belli bir yere kadar başarılı olsa da sonunda ona direnemeyip hedefe doğru yol almaya başlarlar. Hedefe yönelirler fakat Memed hakkında anlattıklarıyla Yel Musa’yı da kendi yanlarına çekmeyi başarmıştır. Topal Ali cilt 1’deki borcunu en güzel şekilde ödemeye başlamıştır. İz sürme konusunda sonuca varılan bölümden sonra kendini Osmanlı’nın bir mensubu görmekte direnen Kaymakam Ramiz Bey okuyucuya tanıtılır. Katıksız bir Mustafa Kemal ve milletin efendisi olarak gördüğü köylünün düşmanı olarak karşımıza çıkan bu Kaymakam, Arif Saim Bey’e yaranmak için ilk başta Ali Safa ile iş birliği içinde Vayvay köyünün ona ait olan topraklarını kurtarmak için köylünün gözünü korkutsa da sonradan Arif Saim Bey’in bu durumdan hoşnut kalmayıp kendisini azledeceğini düşünerek tükürdüğünü yalama yolunu seçer yani tam olarak kendine yakışanı yapar. Zalanınoğlu adlı eşkiyanın çetesindeki 8 kişiyle birlikte vurulup candarma komutanlığı önünde ibreti alem olarak sergilenmesinin ardından özellikle de Ali Safa Bey ve karısı tarafından efsaneleştirilerek anlatılan İnce Memed’in ününün Adana köylerine ve Ankara’ya kadar ulaştığına şahit oluyoruz. Bir gün onun da bu kurşuna dizilen çete lideri ve çetesi gibi çıplak şekilde at üstünde getirileceği hayali kuran Kaymakam Ramiz’e de bir kere daha ağız dolusu sövüyoruz. İlk cildin sonunda Mehmed, Abdi Ağa’yı öldürüp köylüye Çakırdikenliği ateşe verdirdikten sonra uzun yıllar bu zafer sarhoşluğuyla bolluk içinde yaşayan köylü daha sonra Abdi’nin kardeşi Abdi’den de beter Kel Hamza geldikten ve bu süre içinde elde ettiklerine abisi adına el koyduktan sonra eskisinden de beter sefalete düşen köylü, Hürü Ana hariç, Abdi Ağa için güzellemeler söylemeye, kendilerini bu duruma düşüren Memed’e ise ağız dolusu küfürler, hakaretler etmeye başlar. İş öyle bir boyuta gelir ki Memed’in geldiği söylentilerini duymaları bile onun boş evini parçalayarak bir yığın hâline getirmeye ve Hürü Ana’nın evinde sandıkları için onun evine de saldırmaya kadar gider. Ali Safa Bey’in adamı Adem’in yağız atın kellesi için yollara düştüğü kısımlardaki doğa betimlemeleri çileden çıkarttı. Atı bir türlü ele geçiremediği için Adem isyan ederken, bu satırları okurken de benim gibi tüm okuyucuların isyan ettiğine eminim. Mehmet’in jandarmalarla çatışmadan yaralı olarak kurtulup tekrar Vayvay köyüne sığınmasından bu sefer tüm köylünün haberi olur ve bu yiğidimiz tüm köylüyü cesaretlendirir. Mehmed ortaya çıkmasın diye ismi bile anılmaz, Ali Safa’nın adamı Zeynel’e güven olmadığı için köyün gençlerinden Muslu ve arkadaşları tarafından öldürülür. Muslu ve arkadaşları aynı zamanda Ali Safa’nın evini her gece kurşunlayarak atlarını da çalmaya başlarlar. Ali Safa’yı ciddi bir korku sarmıştır ve bu köylü milletini, bu kadar korkak olmasına rağmen cesaretlendiren şeyin ne olduğunu öğrenmenin yollarına başvurur. Bu sırada geçmişte yaşadığı acılardan dolayı kendini aşka tamamıyla kapatan Seyran, Kamer Ana ile birlikte merhem yapıp Mehmed’i iyi edip kendilerine getirdikten sonra onunla kurduğu ilk iletişimde, kapattığı gönül kapısını ardına kadar açarak yüzünü gülerken görmeyen köylüye gülücükler saçmaya ve önüne gelene sarılmaya başlar. Hatta uzun yıllardır düşmanı olarak bellediği ailesiyle bile barışır. Aşk, yıllardır içine kapanık olan Seyran’ın kapısını çok sert bir şekilde çalmaya başlamıştır. Günler geçtikçe Memed’in gelişini duymuş olan Vayvay köyünü korkudan terk eden köylüler, Yobazoğlu Hasan da dahil köye dönerler. Bunu duyan Ali Safa Bey’in gözü artık iyice dönmeye başlar. Yüzbaşı Faruk ve savcıya gerekli yağlamaları çekerek köyün ileri gelenlerinden olan imam Ferhat Hoca ve Yobazoğlu Hasan’ı, adamları olan, yağız atı bulmak için yollara düşerek kayıplara karışan seyisbaşısı Adem ve casusu Zeynel’in ölümünden sorumlu tutarak ipe götürme kararı verdirtir, bu sayede köylüyü yıldırmak için etkili bir girişimde bulunduğunu düşünür. Ali Safa, bu yıldırma planının da sonuçsuz kaldığını görünce köyü sabah akşam kurşun yalımına tutacak adamlar bularak eylemini gerçekleştirir, köye yeni gelenlerin kızlarını da kaçırtarak onlara türlü işkencelerle tecavüz edilmesini sağlar. Kaçırılan kızları, bedenleri çürük, memeleri kanlar içinde köyün içine geri salar ve bu durum sonrası muhtar Sefçe Kahya artık dayanamaz ve ikindi vakti köyden Ali Safa’nın yanına vararak İnce Memed konusunu açarak gözünü korkutma yoluna gider. Bu işte çok başarılı olup bu vicdansızın gözünü korkutmayı başarsa da köyü boşalttırma planından yine de vazgeçiremez. Memed’in Köse Halil’in yanındaki misafirliği devam ediyor, Seyran’ın gece gizliden ziyaretleri rutin hâle geliyor, Seyisbaşı Adem’in bostanın çevresinde Yağız atı yakalama girişimleri sonuçsuz kalıyordu. Adem, silahına ateş eden kişiyi merak ediyor, Memed olmasını umarak, bostanın etrafını candarmalarla sardırıp Ali Safa’nın gözüne girip at konusundaki becerisizliğini unutturma peşindeyken Köse Halil günlerdir her sabah verdiği çabayla yağız atı yakalamaya bir adım daha yaklaşıyor. Romanın bu kısımlarında Memed’in iç sesiyle onun da Seyran’a aşkının karşılıksız olmadığını, onun tarafından her gece izlendiğini ve yüreğinin en derinlerde alevlerin yandığına şahit oluyoruz ve bir gece dayanamayarak Seyran’ın yanına giderek okuyucunun sabırsızlıkla beklediği o muhteşem birleşmeyi gerçekleştiriyorlar. Seyran daha sonra bostanda her gece aynı yerde uyuyan yağız ata da yaklaşarak onun da ekiplerine dahil olmasını sağlıyor. Her gece yapılan bu gizli ziyaretler sonucunda at ile yakınlaşıldığı sonucuna Memed gibi biz de ulaşıyoruz. İdris Bey cephesinde de işler yolunda gitmedi. Arif Saim Bey’i topraklarının peşini bırakma konusunda ikna edemeyip dağlara çekildiğinden bu yana çok esaslı bir eşkiya olan İdris Bey, Arif Saim’e köylerin sevilenleri üzerinden mesajlar göndererek onla bir araya gelmek istediyse de başarılı olamadı. En son Memed’e gelip onu adamı yapması için yalvardıysa da Memed’in Abdi gitti Hamza geldi düşüncesiyle düştüğü umutsuzlukla sarsılarak kendisi üç adamıyla birlikte onun konağına gitti. Dişe diş savaşmayı umarak yaptığı çağrı, saatler sonra ensesinden giren kurşunla acı bir şekilde son buldu. Son bölümlere geldiğimizde Vayvay köyü ve civardakilerin susuzluğun verdiği çaresizlikle kasabaya doğru ayaklanıp suların köylerine ulaşmasını engelleyen bentleri yıktığına şahit oluyoruz. Kaymakamın da bu duruma şiddetle karşı çıktığını görüp ondan da cesaret alan Ali Safa, savcıyı da devreye sokarak tüm köyü tutuklatmaya kalkar. Bu son koz üstüne Memed’den de ümidi kesen tüm Vayvay köylüsünün direnci kırılarak köyü artık terk etmeye karar verirler. Memed’in çelik pırıltıları, yarıklara dolmaya başlayan sularla birlikte daha keskin hâl almaya başlar ve köyünü terk edenlerini gördüğünde Topal Ali’nin de kendisine gelmesi ve ona gerekeni yapması için yardım edeceğini söylemesiyle yağız atına atlayıp atını ilk başta köyü terk etmeyen boynu uzun Seyfali, Koca Osman, Kamer Ana ve Seyran’ın olduğu dut ağacının altına sürer, helallik ister. Hepsinin kendisine gücenmiş olduğunu görür ve bunun verdiği hırsla Topal Ali’nin de desteğiyle Ali Safa’nın evine girer ve onu odasında üç kurşunla yere serer. Daha sonra kendi köyüne giderek Kel Hamza’yı tüm köyün içinde sefil sefil dolaştırarak üstüne defalarca fişek boşaltır. Hürü ana dışında hiçbir köylü eski acı tecrübelerinden kaynaklı uzun bir süre sevinçlerini birbirleriyle paylaşamaz. Belli bir zaman sonra dikenlidüzüne ateş verilir ve o içlerinde tuttukları mutluluk, o ateşin yalımları gibi tüm köye yayılır. Memed ise ilk kitabın sonundaki gibi gerekeni yapmış ve yağız kara atını dağlara sürmüştür..
Edebiyat
İnce Memed 2Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202039bin okunma
·
95 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.