Mehmet Eroğlu'nun Kusma Kulübü kitabını bitirdiğimde açıkçası zihnimde net bir beğendim ya da beğenmedim yargısı oluşmadı. Daha çok rahatsız edici ama düşündürücü bir deneyim yaşadığımı hissettim. Kitap, özellikle zenginlik, güç ve sistem eleştirisi konusunda oldukça sert ve cesur. Okurken yer yer huzursuz oldum ama sanırım yazarın da tam olarak yapmak istediği buydu.
En çok dikkatimi çeken şey, "kusma" metaforunun sadece fiziksel değil, vicdani bir tepki olarak kullanılmasıydı. Bu açıdan bakınca roman, insanın sistem içinde kalırken ne kadar insan kalabildiğini sorguluyor. Bu yönüyle oldukça etkileyici buldum. Ancak kitabın dili ve anlatımı herkes için kolay değil. İç monologların yoğunluğu ve zaman zaman dağınık ilerleyen yapı beni bazı bölümlerde yordu. Ayrıca karakterlerin çokluğu nedeniyle zaman zaman kopukluk yaşadım. Bazı karakterlerle derin bir bağ kuramadım.
Buna rağmen kitabın atmosferi ve yarattığı tiksinti hissi, beni düşünmeye zorladı. Özellikle modern insanın yabancılaşması ve içsel boşluğu üzerine söyledikleri oldukça çarpıcıydı. Kısacası, Kusma Kulübü benim için keyifli bir okuma deneyiminden çok, sarsıcı ve sorgulatan bir deneyim oldu. Herkese hitap etmeyebilir ama farklı ve cesur bir roman okumak isteyenler için kesinlikle dikkat çekici..