Puan vermedi·232 syf.····Okunma: 29 Mart 2026 03:10 Geçenlerde yine Türk edebiyatı okuma atağım tutmuştu ve olmuşken tam olsun diyerek Halide Edip Adıvar'ın Handan romanını okumuştum. (Biraz uzun sürdü ama bunun kitapla ilgisi yok.)
Bazı yazarları okurken edebiyatımızın büyülü gücüne, kullanılan betimlemelere, diline hayran olmamak mümkün değil. Halide Edip de bunlardan biri benim için. Mesela bu kitapta öyle güçlü cümleler var ki bir ayrılık mektubu sözgelimi, nasıl bu cümlelerle yazılabilir diyor insan. (Hüsnü Paşa'ya en derin nefret cümlelerimi iletiyorum)
Kitap Handan, Neriman, Refik Cemal, Server, Hüsnü Paşa arasında geçen mektuplardan oluşuyor.
Batılı eğitim almış, güzel, zeki, kültürlü, karşılaştığı herkesi derinden etkilemeyi başaran fakat bunun yanında aradığı mutluluğu ve aşkı evliliğinde bulamamış Handan'ın kardeşi gibi gördüğü Neriman'ın kocası Refik Cemal ile ilişkisini okuyoruz.
Başta arkadaşlık ve dostluk ilişkisi olarak başlayan bu ilişki zaman içinde yasak bir aşka dönüşüyor. Bunda Handan'ın kocasından yediği darbelerin ve Refik Cemal'in tam da kocasının aksi karakterde biri olmasının etkisi olabilir tabi. Aşk demek yanlış aslında, aralarında ruhsal ve entelektüel bir çekim yaşanıyor fakat bu çekim başka başka olayların etkisiyle dallanıp budaklanıyor.
Handan romanı için sadece bir aşk hikayesi anlatıyor demek doğru değil. Aslında bu kitap temelde, aydın bir Osmanlı kadının zihinsel, duygusal ve varoluşsal çatışmalarının romanı.
Bir kadının iç dünyasını bu kadar göstererek anlatması onu döneminin çoğu yazarınsan ve kitabından ayrı bir yere koyuyor. Halide Edib'in döneminin çok ilerisinde ve diğer kadınlardan farklı bir duruşa sahip olarak betimlediği Handan karakteri bu yüzden edebiyatımızın unutulmayan kadın karakterleri arasında.