Alice Munro, büyük bir öykü anlatıcısı.
Kendi ailesinin geçmişini, doğup büyüdüğü köylerden kalan izleri araştıran ve bulguları sayesinde bu geçmişle bağ kurmaya çalışan yazar, bu seüveninden bir roman çıkarıyor.
Günümüzün, 1860lardan itibaren ve özellikle kitabın ikinci yarısında Büyük Buhran ve II. Büyük Savaş zamanlarından farklı olduğunu belirterek geçmiş günlerini anlatıyor. Bu sayede, sadece teknolojik ilerlemeden kaynaklanan farklılaşmaları değil, eskiden köy yaşamının "feodal" olduğunu öğreniyoruz. Öte yandan, 1860lardan kalan eski çiftlik evleriyse ne çok şeyi kaybettiğimizi gösteriyor.