Gönderi

Öğretiyoruz Ama Eğitemiyoruz!
Bu ülkede hâlâ “eğitim” ile “öğretim” arasındaki farkın anlaşılmaması, yaşadığımız acı olayların en temel sebeplerinden biridir. Okullarda verilen şeyin adı çoğunlukla öğretimdir. Yani bilgi yüklemesi… Matematik, fizik, kimya, Türkçe… Peki ya eğitim? Yani karakter, ahlak, vicdan, saygı, merhamet, adab-ı muaşeret? İşte orası büyük bir boşluk. Bugün bir çocuğun babası emniyet müdürü, annesi öğretmen olabilir. Ama bu, o çocuğun “eğitimli” olduğu anlamına gelmez. Çünkü eğitim sadece aile mesleğiyle değil; değerlerle, rol modelle, sistemle ve kültürle inşa edilir. Biz ne yaptık? Çocukları bir yarış atına çevirdik. “Sınav kazansın, doktor olsun, mühendis olsun…” dedik. Sonuç? Meslek sahibi ama insan olamamış bireyler… Vicdanı eksik doktorlar, sorumluluğu zayıf mühendisler, öfkesini yönetemeyen öğretmenler… Çünkü biz “insan yetiştirmeyi” ikinci plana attık. Eskiden karnelerde sadece ders notu yoktu. Davranış notu vardı. Temizlik, düzen, arkadaş ilişkisi, saygı… Şimdi ise sadece başarı alkışlanıyor. Ahlaklı olmak? Ya “saflık” olarak görülüyor ya da dışlanma sebebi oluyor. Oysa bir toplumun geleceğini belirleyen şey, sadece zeki bireyler değil; karakterli bireylerdir. Eğer biz hâlâ eğitimi, öğretim zannederek yol almaya devam edersek; daha çok “başarılı ama tehlikeli” insanlar üretiriz. Artık şunu kabul etmemiz gerekiyor: Önce insan, sonra meslek. Ve evet… Bu sistemin acilen yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.
1000Kitap
··1 alıntı·
7 +1'leme
·
18,6bin Gösterim
60 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ahlak
Eğitim veya terbiye ile ilgisi olan bir konu olmadığını, çocuğun psikolojik rahatsız olduğunu çevresindeki insanların açıklamaları ve en önemlisi doktorunun koymuş olduğu teşhisiyle öğrenmiş bulunuyoruz. Burada en kritik nokta tedavi sürecinin neden ciddiye alınmadığı konusu. Sosyal yaşama ayak uyduramayacağı, bu konuda ciddi riskler taşıyan fikirleri olduğu açıklanmış olmasına rağmen neden bu çocuğun ruh ve sinir hastalıkları bölümüne sevk edilmediği, kapalı bir alanda tutulup tedavi edilmeye çalışılmadığını sorgulamak gerekir. Almanya’da güvenlik görevlisi olarak zaman zaman psikiyatride de çalışan biriyim, bu tip sorunları ayyuka çıkmış insanların eğitimi çok zor olduğunu gördüm. 12, 13 yaşında ki çocukların “suicide-intihar eğilimi” teşhisiyle psikiyatride ilk etapta 6 ay tutulduğuna şahit oldum, yüksek risk taşıyanların özel tutulduğu o bölümde “zıvanadan çıkan” hastaları kontrol etmek için yerine göre 8-10 polisin çağrıldığı günler oluyordu, nasıl eğiteceksin bu durumda olan insanları. Personeli korumak için başında beklediğim bir hasta orada 13’ncü yılını geçiriyordu. Ona verilen terbiye veya eğitimin hangi düzeyde olduğunun hiç bir önemi yok. Kişiyi “Jeffrey Dahmer” olarak etiketleyen, salınırsa toplum için önemli bir sorun olacağına hükmeden irade onda terbiye tutmayacağı, eğitimin üzerine oturmayacağını anlamış çareyi kapalı alanda tutmakta görmüştü. Şimdi İsa Aras’a dönüp baktığımızda, sorunun eğitiminden, terbiyesinden ziyade, tedavisinde olduğu, “topluma uyum konusunda problem yaşayacağı" bu nedenle yakından takip edilmesi gerektiği vurgulanmış olmasına rağmen ailesi tarafından hiç bir önlem alınmamış olması sorunun kilit noktasıdır. Bu teşhisin şu anlama da geliyor olduğunu da konuya dahil edersek; “Davranış Bozukluğu” (Conduct Disorder): Toplum kurallarını hiçe sayma, başkalarının haklarına saldırı ve empati yoksunluğu ile karakterize edilen kategori. Böyle bir tanıyla uyarılan ailesi maalesef teşhisin ciddiye alınmamasıyla bu yaşanan acı vakanın başlıca sorumluları olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Böyle bir rahatsızlığı olmayan insanın oynadığı oyundan, izlediği diziden “etkilenip” saldırganlığa evrilmesi söz konusu olmaz. Eğer bunu savunacak olursak, toplumun içerisinde bir kaç kişinin değil, binlerce kişinin bu tip davranışı sergilemesi gerekirdi. Zira “mafya dizisi” denilen o kategoriyi dünya üzerinde milyonlarca insan izliyor! Varsa da, etkisinin minimal kalması dizinin değil, psikolojik problemli insanın karakteriyle ilgili olduğunun bir başka göstergesi. Bununla beraber, İsa Aras’ın otopsi raporunda elde edilen bulgulara göre sağ bacağından kesici/delici bir aletle yaralandığı, bunun damarına denk geldiği, kan kaybından ölmüş olduğu açıklandı. Bu doğruysa bunun sorumlusu da bulunmalıdır.
Arpası fazla kaçan at misali. Eksik olan fazlalıktır
Önce ahlak ve maneviyat
Eğitim ve öğretim sisteminde ilk önce eğitim sonra öğretim ...
Reklam
İnsanlar çocuklarını vicdanlı ve ahlaklı bir şekilde yetiştirmesi gerekiyor. En büyük görevli ailelere düşüyor
ilk eğitim aileden başlar ahlak,karekter yoksa çocuk etrafında gördüklerinden kendine bir dünya hayal etmeye başlar.sadece hayalda kalsa iyiydi sosyal çürüme bu işte