·324 syf.····Okunma: 16 Nisan 2026 19:29 Nihad Sami Banarlı'nın kaleme almış olduğu bu eserde yazarın farklı mecmualarda neşrettiği yazılar kitap hâlinde toplanmış. Sizlere bu makale-deneme-fıkralardan (artık ne derseniz) biraz bahsetmek istiyorum.
Nihad Sami, dildeki uydurmacalığa dikkat çekmiş. Okullarda öğretilen dilin Türkçeleştirme adı altında idrâkimizi daraltan ve suni bir dil olduğunu savunmuş. Öztürkçe olsun diye dilimizin zenginliklerini yok saymışız; radyo, tiyatro ve kitaplarda bu uydurma dili kullanmışız. Açıkçası günümüzde oldukça az kelime ile dilimizi kullanmamız ve derûni hazineden yararlanmayıp yabancı kelimelere yönelmemiz bu sorunun halâ olduğunu ispatlar nitelikte.
Yazar, Türk çocuğu ve insanı için en önemli örneğin ecdadı olduğunu belirtmiş. Osmanlı'dan geçmişe ne kadar Türk devleti varsa bunun iftihar kaynağı olduğunu söylemiş. Yabancı devletlerin tarihine özeneceğimize kendi tarihimizde en iyi kahraman, âlim ve karakterlerin yer aldığını söylemiş. Cumhuriyet ilkelerini benimsemek için maziyi kötüleme hastalığının çok vahim biçimde yer aldığını göstermiş. Osmanlı'yı geri ve iptidai göstermek için kimilerinin ne kadar çok çaba sarf ettiğini ve öğrencilerin de bunu düşündüğünü demiş.
Devletin yalnızca bir kurum değil; talih, baht olduğunu ve Türk tarihinde saygı duyulan bir makam olduğunu vurguluyor yazar. Devlet adamları yanlış yapsa dahi galeyana gelmemeli ve Türk'e yakışan biçimde bu mertebeye saygı duymalıyız. Dış kuvvetlerin bizi kutuplaştırmasına fırsat vermemeliyiz.
Tarih bilinci, dil bilinci, milli şuur, estetik, mimari, edebiyat, siyaset, politik tarih ve daha nicesi hakkında bir çok yazı var ve bunlar gerçekten derin bir Türkçe ile sanatsal zevk vererek yazılmış. Birçok yazıyı savunuyor ve ders almamız gerektiğini düşünüyorum. Bu bakımdan önemli bir kılavuz sayılabilir.
Gelgelelim yazar ait olduğu dönemin bir politik mevkisinde yer alıyor. Dolayısıyla katılmadığım yerler de mevcut. Sözgelimi istisnasız tüm komünistleri vatan haini ilan edip hepsinin Sovyet destekli olduğunu söylüyor. Hepsinin provokatör ve kutuplaştırıcı olduğunu belirtiyor. Sol görüş hakkında da birçok menfi ifadesi var. Birkaç yerde geçtiği üzere Nazım Hikmet'i de komünist kimliği ile itham edip sanatını küçümsüyor. Yazarın tutumu açıkça Türk-İslam sentezi ve sağcılık ağırlıklı.
Ayrıca Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı gibi son dönem hezimetlerinde tüm suçu İttihatçılara yıkıyor. Bu da yanlış bir tarihi hata veya anakronizmdir.
Bir takım siyasi fikir veya tarihi bilgilere katılmasam da uzun uzadıya bahsettiğim üzere çok faydalı ve millî muhtevalı bir eser. Eğitim, toplum, tarih, dil gibi konularda bilinçlendirecek bir eser. Tavsiye ederim.