Puan vermedi·95 syf.····Okunma: 17 Nisan 2026 17:19 Bu kitabı okurken bir hikâye okumuyormuşum gibi hissettim… daha çok birinin zihnine sıkışmış gibiydim. Ve o zihin gerçekten karanlıktı.Ne gerçek ne değil, bir noktadan sonra ayırt edemedim. Zaten bence yazar da bunu özellikle yapmış. Çünkü anlatılan şey olaylardan çok, bir insanın içten içe çöküşü gibi. Okurken sürekli aynı düşüncelerin içinde dönüp duruyormuşum hissi vardı. Sanki çıkış yok. En çok da o yalnızlık hissi çarptı bana. Öyle normal bir yalnızlık değil… insanın kendine bile yabancılaştığı bir yer. Kendinden kaçamıyorsun ama içinde kalmak da ağır geliyor gibi. Kadın karakter mesela… gerçekten var mı, yoksa sadece anlatıcının zihninin bir oyunu mu, emin olamıyorsun. Ama zaten mesele bu belirsizlik. Her şey yarım, her şey bulanık ve bu da kitabı daha rahatsız edici yapıyor. Okurken şunu düşündüm:İnsan kendi zihninin içinde kaybolabilir mi gerçekten? Bence bu kitap tam olarak bunu anlatıyor. Dışarıda olan şeylerden çok, içeride büyüyen o karanlığı. Ve en kötü kısmı şu: o karanlık bir yerde sana da dokunuyor.