Merhaba arkadaşlar. Merak ettiğim kitaplardan biriydi. Şeytan ve onun oyunları malumdur, bazen aklımıza bile gelmez ama düşündüğümüzde onun neler yapabileceğini tahmin edebiliriz. En azından hepimiz birer örnek verebiliriz onun kötülükleri hakkında. Ancak burada daha genel tanıtım yazısında şunu söyleyebiliriz ki İbnü’l Cevzi şu bizim ağzı iyi laf yapıyor dediğimiz insanlardan. Yani anlatımı ve edebi yönü, eleştiri yazılarının kalitesi okuru etkileyecek cinsten. Bazı psikolojik çıkarımlar yapması da tahmin ediyorum ki 1000 sene evvelinden yazılan işler içinde takdir edilecek bir durum. Şeytan çok şeytanın etkisiyle İslam toplumunun geldiği hali ve insanların birbirlerine olan davranışlarının nasıl şekillendiğini, birbirini nasıl kandırdıklarını anlatan yazar bir de bu devri, sözde İslam’ı (aslında böyle demek günah gibi geliyor ancak tam olarak durum bu, yani gelinen nokta bu, tabi dua ediyoruz iyi yaşamak için) insanların nasıl kullandığını ve neler yaptıklarını eleştirmekten de asla geri durmuyor.
Yine devam ettiğimizde yalnızca ‘Şeytan’ temelli bir kitap olmadığı gibi diğer inançları ve bu inançlara bakış açısını, İslamiyet dışı inançların konumu üzerine de bilgi sahibi olabileceğimiz en eski kitaplardan biri çıkıyor karşımıza. Evvela Allah başta olmak üzere ahiret, melekler, cennet, gayb alemi diyebileceğimiz insan aklının tahminden münezzeh olduğu varlıkları düşünmenin, onlara bir şekil vermenin gereksiz ve yanlış olduğunu, bunu yapanların doğru yolda olmadıklarını söyleyen yazar, kimsenin görüp bilmediği bu konularda yorum yapanların da apaçık birer bilinçsiz olduğunu söylüyor. Buradan yola çıkarak diğer inançların gözünden Tanrı’nın neyi ifade ettiğini ve varlığa bakış açılarını değerlendirmeyi de ihmal etmez. Aklın varlığını ve önemini ise her zaman vurgular.
13 bölüme ayrılan kitapta (bu bile akılcıdır, 13’e İslamiyet’in bakış açısı ve diğer inançların bakış açısını düşündüğümüzde) bizler genel olarak Şeytan ve onun ne kadar lanetli olduğunu incelerken; Allah’ın her koşulda dürüst olanlara karşı ne denli yardım ettiğine de şahit olmaktayız. Giriş bölümünden itibaren kısaca bir değinirsek bizlere ilk bölümde sünnetin ve cemaatin önemi üzerine bir anlatım yapılıyor. Şeytan’ın tek başına gezenlere sürekli musallat olacağı, 2 kişi bile olup cemaat edenlere yaklaşamayacağından konu açılarak kitaba giriş yapılıyor.
İkinci bölümde ise günümüzde de din hocalarının sürekli bahsettiği bidat ehli denilen kişiler ve bunlardan uzak durmayı gerektiren bir anlatım var. Yazara göre peygamberi ve onun ashabının yaptıklarını terk etmeyenlerin kıymetli oldukları, onu ve yaptıklarını reddeden kısaca sünnet düşmanlarının bidatçı oldukları vurgulanıyor. Üçüncü bölüme baktığımızda ayet ve hadislerle güçlendirilmiş biçimde (kitapta başka bir şey neredeyse yok) şeytan, onun insanı nasıl kandırdığı, insana ve insanlığa nasıl düşman olduğu ısrarla vurgulanır. Hatta ve hatta şeytanın, özellikle erkeği aldatmak için kadınları kullandığını ısrarla vurgular yazar. Günümüzde şeytanın bunu bizim ülke sınırları içinde yapmasına gerek kalmadı çünkü ne yazık ki hemcinslerimin çoğu aynı anda yüzlerce kadına tek bir amaçla yazıp adeta kul köle haline geldiği için şeytanın bizim ülkede fazla mesai harcamasına gerek bırakmadılar. Şaka bir yana bu bölüm özellikle ‘Şeytan’ aleyhinde en çok konuşulan temeli sağlam bölümlerden. Dördüncü bölüm ise oldukça kısa ve gurur, insan maneviyatı ve şeytanın konumuna eğilir.
Beşinci bölüm kitabın en kapsamlı bölümlerinden birisi. Bu bölümde şeytanın yalnızca Müslümanları aldatmadığını, diğer inanca mensup kişileri de kandırdığını, hatta bir inanca mensup olmayıp -semavi dinlerden bahsediyor- puta, ateşe, güneşe, gördüğü veya görmediği ama temelde bir varlığını Tanrı olarak görüp kendisine ibadet eden herkese yönelik kandırmalardan söz ediliyor bu bölümde. İmam Gazali’ye kadar herkes tabiri caizse bu bölümde eksiksiz biçimde hakkını alır. Yazar kimseyi ayırmaz ve herkesi eleştirir. Her inancı ve o inancın mezhep veya farklı kollara ayrılmış bölümlerini yermekten asla geri durmaz.
Altıncı bölüme baktığımızda bizler alimlere yönelik şeytanın hilelerinden bahsedildiğini görüyoruz. Özellikle alim sınıfının nasıl şeytan tarafından etkilendiği ve bu insanların kibirlendiği, riya ve şöhrete düşkünlük gösterdiği, kısaca ‘Desinler’ diyerek tuzağa düştüklerini yazar çok iyi özetliyor. Yedinci bölüm ise yine çok kısa bölümlerden biri olup devlet adamlarının şeytanın tahriklerine nasıl boyun eğdiğini anlatan 4 sayfalık bir bölüm. Sekizinci bölüme geldiğimizde ibadet sırasında şeytan kaynaklı hatalar konu edilir. Namazda ayaktayken sure okumak yerine otururken okunan Tahiyyat benzeri dualar okunması veya otururken Fatiha okunması gibi basit hatalardan (dürüst olursak bu benim başıma defalarca geldi) yola çıkarak diğer ibadetler sırasında meydana gelebilecek hatalardan bahsedildiğini görüyoruz. Dokuzuncu bölüm ise zahitlere yönelik hile ve tuzaklardan bahsediyor. Dünyadan el etek çekerek kendini ibadete veren insanlar bunlar. Daha çok bilinen haliyle Keşiş dediğimiz insanların Müslüman hali diyebiliriz.
Bundan sonraki bölümlerde ise bizler tasavvuf ehli insanların şeytana kanmalarından başlayarak, sosyal konularda yapılan yanlışlara, yeme içmeden tutunda insanlar içinde nasıl davranılmayacağının özetine kadar pek çok konuda bilgiye sahip oluyoruz. Giyim kuşamdan başlayan eleştirinin müziğe düşkünlüğe kadar varmasına, ibadet dünyasının eğlence dünyasına dönüşmesine, ilmin önemini yitirmesi ve cahilin söylediklerinin önemli görülmesine kadar günümüzde bile geçerliliğini koruyan konulara odaklanıyoruz.
İncelemeler:
#34019341#301856182
Okumalar:
Kalbin İlacı
Şeytan’ın Ayartması - Telbis-i İblis
Zekiler Kitabı
Hepimize iyi okumalar dilerim..