Şermin Yaşar ile bu kitap sayesinde tanıştım. Uzun zamandır kütüphanemde okunmayı bekleyen Söyleme Bilmesinler’i sonunda elime aldım ve iki gün gibi kısa bir sürede bitirdim. Akıcı dili ve merak duygusunu diri tutan kurgusuyla beni kolayca içine çekti.
Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere, anlatılan şey aslında çok tanıdık: Dertlerimizi, kırgınlıklarımızı içimize attıkça büyütüyor; zamanla bu yükün altında ezilip bambaşka insanlara dönüşebiliyoruz. Söylenmeyen her şey, insanın içinde sessiz ama ağır bir dağa dönüşüyor.
Bir ailenin birbirinden sakladığı gerçeklerin, zamanla onları nasıl uzaklaştırdığını; her bir karakterin kendi ağzından, kendi haklılık payıyla okumak oldukça etkileyiciydi. Her birine ayrı ayrı üzüldüm. Çünkü hepsi kendi içinde bir savaş veriyordu ve insanın kendiyle verdiği savaşın ne kadar ağır olduğunu bir kez daha hissettim.
Kurgusu klasik anlatıların biraz dışında ilerlese de okuması keyifliydi. Yer yer durup düşündüren, yer yer de insanın içini hafifçe burkan bir hikayeydi. Büyük beklentilerle başlamamıştım ama okuma süreci boyunca beni içine almayı başardı. Genel olarak severek okuduğum, aklımda kalan kitaplardan biri oldu. Şermin Yaşar