·248 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Nisan 2026 01:17 “Evlilikler bir dönüm noktasıdır. Bir şeyler değişir ve iyiye gider diye düşündüm.”
*
“Beni, benimle aynı sınavlardan geçmemiş hiç kimsenin asla anlayamayacağına uyandım.”
***
“Kimseyle yorulmak istemiyorum, yeterince yoruldum.”
*****
Yarım yıldır masamda duran, önüme her geldiğinde ‘ya şu kitaba da başlayam artık’ deyip de bir türlü başlayamadığım kitabı nihayet okudum, bitirdim ve incelemesiyle karşınızdayım. Geç kalmışım mı; bence kalmamışım. Zira her kitabın bir kaderi vardır, der Mustafa Kutlu… Başka zaman okusam bu denli tesir uyandırmayabilirdi belki de…
Hayatı boyunca tutunacak bir dal, sığınacak bir liman, varlığıyla şâd olacak bir hâmî aramış Meltem… Mustafa’sı gidince ağzının tadını kaybeden, evlatlarının yanına bile sığamamış Selime teyze… İki kadın, sayfalarca his… Gâh eğlenceli gâf kızıp köpürmeli çokça hüzn-ü kederli bir roman… Gerçekten Meltem’e acıdım, Selime teyzeye ise hayran kaldım. Meltem her ne kadar içine kapanık, sessiz sakin dursa da Selime teyze bir o kadar çıkıntı… Mustafa’dan sonra değişen hayatı hem sıcacık bir o kadar da yoksun ve mahzun… Ayrıca Selime teyzeli bölümleri okurken elinde bastonuyla yapılı, uzun boylu bir Anadolu anası canlandı gözümde
Ha şunu söylemeden de geçemeyeceğim:
Selime teyzenin çocuklarını bir kaşık suda boğasım geldi. Hele o çatlak, insan okuna gidesice Meral… İnsan bir yandan ‘yok canım bu kadar da olmaz’ diyor; bir yandan da ‘niye olmasın ki; her şey insan için…’ diyor.
Kendini bu denli gerçekçi hissettiren bir kitaptı. Bir süredir böyle tesir uyandıran, çarpan bir kitap okumamıştım açıkçası…
Ayrıca her bölüm sonunda Meltem’in tatlılarla trajik münasebeti, bu kurguyu ören yazara hayranlığımı artırdı.