Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 01 Şubat 2022 00:00 Hamsun, edebî yaşamında birçok zorlukla karşılaşmıştır. Herhangi bir eğitimi olmadığı hâlde, kendi imkânlarıyla kitaplar okuyarak kendini geliştiren Hamsun’un, genç yaşında edebiyatla ilgili vermek istediği seminerlere yalnızca altı yedi kişi katılmıştır. Ölümünün beklendiği bir hastalıktan kurtulmuş, hayata tekrar sıkıca sarılmıştır. Okuduğu kitaplardan etkilenerek kendisi de kitap yazmaya karar vermiş ancak kitapları basılmaya değer görülmemiştir. Şanssızlığı da hayli trajikomiktir. Yazarlık mesleğinde başarısını henüz kanıtlayamadığı dönemlerde çeşitli işlerde çalışmış, hayata tutunmayı başarmıştır. Zaten Hamsun’un ne kadar azimli bir insan olduğu eserinde de açıkça görülebilir. Her şeye rağmen, 1920'de kazandığı Nobel Edebiyat Ödülü'nden sonra maddi anlamda rahata kavuşmuş, kariyerinde hızlı adımlarla ilerlemeye başlamıştır.
Knut Hamsun, meşhur eseri Açlık’ta, parasız kaldığı dönemlerde yaşadıklarını ustaca kâğıda dökmüştür. Kendisini anlattığı romanda, Hamsun’un karakter özelliklerini de açıkça kavramak mümkündür. Açlıkla boğuştuğu zamanlarda Tanrı’ya isyan hâli içerisinde olmasını acı bir biçimde yansıtmıştır. Yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen cömert bir karakter çizmesi ise oldukça ilginçtir. Kendisi de zor durumda olduğu hâlde, benzer durumdaki insanları gördüğünde –cebi boş olsa da- mutlaka eli cebine gider kahramanın. Hâlbuki öyle parasız ve çaresizdir ki, satabileceği bir şeyi kalmadığında yeleğinin düğmelerini satmaya çalışır. Hatta bunu yapabileceğine yürekten inanır, düğmeleri satmaya götürürken çocuklar gibi sevinir.
Karnını doyurabilmesi, yazacağı üç beş makaleye bağlıdır. Ancak yaşadığı açlık yüzünden motivasyon sorunları yaşar. Hamsun’un, yazabilmek için ilham beklediği anları betimlediği bölümler, onun ne kadar güçlü bir kalem olduğunu kanıtlar niteliktedir. Kahramanın ahlaklı ve gururlu bir görüntü sergilemesi, romanda en çok göze çarpan hususlardandır. Onurlu ama kimi zaman onurunu ayaklar altına almak zorunda kalan bir kişilikle karşılaşmak mümkündür. Mesela çoğu zaman banklarda yatan ama bir dönem kirasını ödeyemediği hâlde bir kadının pansiyonunda kalan kahramanın, resmen kovulsa da pansiyonda bir gece daha kalabilmek için her şeyi kulak ardı ettiği görülüyor. Aslında burada bir süre daha kalmak istemesi, yazmakta olduğu makalesini tamamlayıp parasını almak ve gecikmiş kirasını fazlasıyla ödeyebilmek içindir. Neticede bunu başarır ve onurunu kurtarmış olur.
Romanda kahramanın açlığı öyle bir raddeye varır ki okurken tüylerimiz diken diken olur. Parmağından kanını emmesi, bir kasaptan rica ederek aldığı birkaç kemiği gizli gizli kemirerek karnını doyurmaya çalışması, parası olduğu nadir günlerden birinde bir lokantada yediği yemeği midesinin kabul etmemesi üzerine kusması okuyucuda tarifi mümkün olmayan hislerin oluşmasına neden olur. Açlığın insan üzerindeki etkilerini oldukça başarılı şekilde anlatarak, okuyucuyu kendi iç dünyasına davet eder Hamsun. Ayrıca, yazılarının dergiye veya gazeteye kabul edilip edilmeyeceği kararını umutla beklerken yaşadığı heyecanı, aynı şekilde okuyucuya da ustalıkla yansıtır.
Açlık; her türlü olumsuz koşullara, hatta en kötülerine; açlığa, evsizliğe, soğukla mücadelelere rağmen yazmaktan vazgeçmeyen bir idealistin romanıdır. Knut Hamsun’un gururu, hırsı, ahlakı, cömertliği ve içinde bulunduğu olumsuz durumlara rağmen takındığı iyimser tutumu takdire şayandır. Çevirisini Behçet Necatigil’in yaptığı Açlık, oldukça sade ve duru bir Türkçeye sahiptir. Bununla beraber, yazar olmak isteyen herkesin okuması gerektiğine inandığım bir başyapıttır.