Bir anda karşıma çıktı bu kitap. Kapağına bakıp önsözünü okuduğumda içim bir garip oldu. Sanki bu kitapta kendime dair bir şeyler bulacak ve bu kitabı çok sevecekmiş gibi hissettim öyle de oldu. Özellikle de amadeu de prado’yu çok sevdim. İnsanlığı, içtenliği, düşünceleri ve yazdıkları beni derinden etkiledi. İyi ki karşıma çıkmış bu kitap, iyi ki Raimund Gregorius bir kitabın peşinden gidip o yolculuğu yapmış, amadeu’yu adriana’yı ve diğerlerini tanımış. Devrimi ve devrimcilerin yaşadığı o karanlık yılları “kadife devrimi” iyi ki okumuşum. Amadeu’nun kendisi farklı görüşte olmasına rağmen güzel kalbi ve doktorluk mesleğini yerine getirmek için insan kasabı mendesi kurtarması… çok farklı duygular içerisinde okudum bu kitabı. Sonunda amadeu’nun o kadar düşünmesinden ve yaşayışından sonra beyin anevrizması olmasına çok üzüldüm. Ne diyor Amadeu de prado “Geçmiş şeylerin izleri beni neden üzüyor, bunlar sevinçli bir şeyin izleri olsalar bile? Ne kadar benziyoruz amadeu bende öyle geçen her şeye büyük bir özlem duyuyorum. Esintili bir rüzgar estiğinde çocukluğumu hatırlayıp hüzünleniyorum, eskiyi hissetmek gözlerimin dolmasına neden oluyor tıpkı senin gibi. Kötü hissettiğinde kitaplara sığınıyorsun. Onlardan medet umuyorsun tıpkı benim gibi. Adriana’ya da çok üzüldüm o kadar çok sevdiği abisini genç yaşta kaybetti. Onun odasını müzeye çevirdi. Amadeu’yu en çok adriana sevdi. Canım adriana. O mavi evin muayenesini hiç bozmamış amadeu nasıl bıraktıysa öyle kalmış. Öldüğü saatte saati durdurmuş. Sevgi böyle bir şey. İyi ki bu içsel yolculuğa çıkmışım. Her satırını sindire sindire okudum. Alıntılarımı aldım. Bazı sayfalarda uzun uzun düşündüm. İyi ki bu kitap karşıma çıkmış ve ben iyi ki Lizbon’a seyahat etmişim. Pascal MercierLizbon'a Gece Treni
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20122,185 okunma