Gönderi

Yokluğun İçinden Yükselen Bir İrade
8/10
·152 syf.··
2026 34. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 09:19
Merhabalar herkese; Türk edebiyatı klasiklerini bir arkadaşımla birlikte okumaya başladım ve numarasına göre Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın büyük bir titizlikle hazırladığı eserleri okumak bana tarifsiz bir haz veriyor. Her kitapta başka bir dünyanın kapısı aralanıyor, başka bir insanın kalbine dokunuyorum. Gelelim bu esere Refet, Osmanlı döneminde geçen, yoklukla yoğrulmuş bir hayatın içinden doğan güçlü bir hikâye. Cariye olarak yaşamış bir kadın olan Binnaz’ın, dünyaya getirdiği kızı Refet… Daha 4-5 yaşındayken yetim kalıyor ve hayat onun için çok erken başlıyor. Annesiyle birlikte hayata tutunmaya çalışırken açlık, yoksulluk ve çaresizlik onların peşini hiç bırakmıyor. Refet, kendini güzel bulmayan bir kız çocuğu… Ama iç dünyasında bambaşka bir ışık taşıyor. Onun hayalleri bulanık değil, aksine keskin ve net. O, bir gün öğretmen olup hem kendisini hem annesini bu yoksulluktan kurtarmak istiyor. Bu hayal zamanla bir hayal olmaktan çıkıp bir hedefe, sonra da bir inada dönüşüyor. Kitapta beni en çok etkileyen karakterlerden biri de Şule oldu. Önce yetim, sonra hem yetim hem öksüz kalan bu kız çocuğu, hayatın en sert yüzünü en erken görenlerden. Refet, kendi yokluğuna rağmen onu evine alıyor. İki küçük kızın, eksik bir dünyada birbirine tutunması… İşte bu sahneler insanın içini en çok burkan yerler. Şule’nin dayısına yazdığı o mektup… Son cümlesinde “yüce babam” diye hitap etmesi… O satırları okurken boğazım düğümlendi. Çünkü o cümlede sadece bir teşekkür yoktu; içinde bir minnet, bir özlem ve bir eksiklik vardı. Dayısının, kendi yokluğuna rağmen yıllarca ona destek olması ise insanlığa dair umut veren nadir detaylardan biri. Anne Binnaz’ın mücadelesi ise başlı başına bir dram. Çamaşıra giderek, geceleri dikiş dikerek hayatta kalmaya çalışıyor. Ama yoksulluk öyle bir şey ki, çalışmak bile yetmiyor. Hastalanıyor, doktor süt ve et suyu diyor ama onu bile karşılayamıyorlar. İşte o noktada insan sadece üzülmüyor, aynı zamanda çaresizliği iliklerine kadar hissediyor. Refet ve annesi hiçbir zaman pes etmiyor. Bu kitapta en çok sevdiğim şey de bu oldu: yılmamak. Özellikle o dönemde, bir kadının ayakta durması neredeyse imkânsızken, Refet’in hayaline tutunması gerçekten çok kıymetli. Azim, sabır ve inançla ilerliyor. Ve sonunda… emeğinin karşılığını alıyor. Refet okulu birincilikle bitirirken, Şule de hemen ardından geliyor. Kitabın sonlarına doğru insanın yüreği ister istemez burkuluyor. Çünkü bu sadece bir başarı hikâyesi değil; aynı zamanda büyük bedellerin ödendiği bir yolculuk. Refet’in kompozisyon dersindeki o sahne ise gerçekten takdire şayandı. Okurken sanki sınıfta oturuyormuş gibi hissettim. Her öğretmenin ve öğretmen olmak isteyenin mutlaka okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Şunu da merak etmeden edemiyorum Türk edebiyatı klasiklerinde acı, neden bu kadar baskın? Özellikle Hüseyin Rahmi Gürpınar dışında okuduğum eserlerde hep bir hüzün, hep bir iç burkan gerçeklik var. Ama belki de bu, o dönemin en saf ve en gerçek yansımasıdır. Son olarak şunu söyleyebilirim: Bu kitap sadece bir hikâye anlatmıyor, bir direnişi fısıldıyor. Bir kız çocuğunun, bütün imkânsızlıklara rağmen hayata karşı dimdik duruşunu gösteriyor. Okurken üzülüyorsunuz, bazen içiniz daralıyor ama sayfaları kapattığınızda içinizde garip bir umut kalıyor. İnsan, ne kadar yokluk içinde olursa olsun, hayal kurabildiği sürece yenilmez midir? Acep, bilemiyorum.
Edebiyat
RefetFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,3bin okunma
·
194 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Evet muhtemelen onun etkisiyle inceleme de duygulandırdı.. Evet kesinlikle dayı adam gibi adamdı ✨
Çok çok güzel özetlemişsin kitabı, tekrar okumuş gibi oldum. Kalemine emeğine sağlık 🙏✨ İncelemeni okurken gözlerim doldu, kitabı okuduğumdaki duygularıma gittim. Gerçekten herkesin okuması gereken muhteşem bir eser 🥹🌸📚
Yücel Ünal
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim kankacım bu şahane yorumun için ✨ Kitabı yeni okudun ya herhalde onun da etkisi vardır kankacım Şulenin dayısına olan mektubu hayatım boyunca unutmuycam herhalde çok garip oldum o mektupta adam gibi adam çünkü o dayı