"bu kitap okuyanının huzurunu kaçırsın diyedir onlaradır"
Seneler önce defalarca okuduğum şiir kitabı. Şiir, gençliğimin azımsanmayacak bir zaman diliminde hüznümün ekmeği suyuydu. Hem yara bandım hem yaram dediği gibi Teoman'ın, garip bir ilişkimiz vardı kendisiyle. Eşimle tanıştıktan sonra zaman içinde şiirle ilişkim değişti; artık kendi kendime okuyup hüzünlendiğim değil, ona durlanmış kelimeler götürdüğüm, kendi adıma safi hüzün içermeyen, sahiden de dupduru kelimeler oldu benim için ilmek ilmek. Hüznümü beslemek için okuduğum bir şeyden ziyade hem kendime hem ona okuduğum, onunla paylaşmak istediğim bir türe dönüştü. Benim doğam bir şekilde yine hüzünlü, ama artık şiir kitaplarını okurken, kitap şiir dünyasının vakkosu olsa dahi o eski hüzünle aynı saflıkta bir hüzün hissettirmiyor. Yaşlanmak veya yaş almak böyle bir şey sanırım. Bu kitaptaki şiirleri hiçbir zaman unutmadım. Unutacağımı da pek zannetmiyorum. İnsan yutkunamadığı ne kadar şiir varsa hepsini içinde bir yerlerde taşımaya devam ediyor. Kalıp ona baktım, kalıp ona bakmak oldu dünya Seyyidhan abi, sen demiştin... gençliğim için şaşılası ama evet, diyebileceğin en güzel anlamda.
:')