·508 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Nisan 2026 00:00 “Bir insanın vatanından ayrılması zulüm. Herhal insanın yüreği kökünden koparılmış gibi oluyor.”
Öyle güzel, öyle sıcacık, öyle samimi bir öykü okudum ki anlatamam dostlar… Bu yüzden de buraya ne yazsam az kalır gibi geliyor bana.
Yaşar Kemal’in ‘Bir Ada Hikâyesi’ dörtlemesinin ikinci kitabıdır Karıncanın Su İçtiği. İlk kitapta Lozan Antlaşması sonucunda mübadeleye zorlanan Karınca Adası halkının yurtlarını, yuvalarını bırakıp yeni yerlere gittiklerini, adadan vazgeçemeyip orada saklanan Vasili ile kırımdan kaçıp bu adaya sığınan Poyraz Musa’nın öyküsünü okumuştuk. Burada ise başkahramanımız Poyraz Musa odağında yine mübadeleye zorlanan, savaştan, yoksulluktan, ölümden yorulmuş insanların bu adaya gelişini ve din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın bir arada yaşamalarını anlatıyor.
Sadece bir ada halkının yaşadıklarını okumuyoruz aslında kitapta; insanın insana sevgisini, dostluğunu, yardımseverliğini, son derece masumane bir aşkı ve daha birçok güzel şeyi de okuyoruz. Bütün bunları okurken de denizin, yeşilin, çiçeklerin, börtü böceğin sesini duyumsuyoruz.
Bu kitapla birlikte Yaşar Kemal’in ustalığına, anlatımına, sözlerine, kalemine daha çok hayran oldum. Savaşın insan psikolojisi üzerindeki etkilerini öyle güzel anlatmış, kahramanların özelliklerini, adanın güzelliklerini öyle güzel tasvir etmiş ki bu da kitabın bir çırpıda okunmasını sağlıyor. Ayrıca ünlü dengbej Fakiye Teyran’ın öyküsünü de anlatması anlatımı zenginleştirmiş.
Velhasıl yazardan okuduğum en güzel eserlerden biriydi Karıncanın Su İçtiği. En kısa zamanda devamını okumak istiyorum. Zaten öyle bir yerde bitirmiş ki yazar, devamını okuma ihtiyacı duyuyor insan. Bir sonraki kitapta görüşmek üzere dostlarım. Kitapla ve sevgiyle kalın…