·336 syf.····Okunma: 27 Nisan 2026 21:06 Beden, David Szalay’ın okuru mesafede tutmayı tercih ettiği bir hayat anlatısı. Ve evet, Booker Prize 2025 sahibi olması beklentiyi ister istemez yukarı çekiyor.
Roman, Istvan’ın ergenliğinden yaşlılığına uzanan bir ömrü parça parça önümüze koyuyor. Farklı dönemlerde, farklı şehirlerde, çoğu zaman sert ve sarsıcı olayların ortasında görüyoruz onu. Ama görmek fiili burada biraz yanıltıcı. Çünkü Istvan’ı gerçekten tanımıyoruz. Başına çok şey geliyor, ama o bu olanların hiçbirine gerçekten dahil olmuyor.
Benim için mesele tam da burada başlıyor. Diyaloglar tuhaf derecede yapay, karakterin donukluğu ise neredeyse rahatsız edici bir seviyede. Istvan’ın zihnine dair tek bir kırıntı yok. Bir insanın hayatı bu kadar kendi dışından nasıl yaşanır, bunu okuyup duruyoruz. Seçimleri yok, tepkileri yok, sesi yok.
Ve yine de… kitap akıyor. Hem de su gibi. Sayfalar fark edilmeden çevriliyor. Belki de en sinir bozucu tarafı bu: Bu kadar mesafeli bir metni bu kadar sürükleyici kılabilmek.
Sonuç olarak, ne yazarın kalemini ne de kurguladığı hikayeyi benimseyebildim. Benim için büyük bir hayal kırıklığıydı.