Babamla aramızda yıllardır süren tartışmalar, bir nehir gibi akıp duruyor. Kimi zaman taşkın kimi zaman kurak. ... O, meseleleri ırkların sert taşlarına yaslıyor; ben ise insanın kırılgan kalbine. Onun gözünde sınırlar dikenli teller, benim gözümde ise masumiyet kanatları. Aramızda nahoş olaylar yaşandı ardından bana bir kitabı aldı. Selahattin Demirtaş'ın Devran romanı. Kitap aramızda bir köprü görevi gördü. Kitabını bıraktığı iz, sayfaların bıraktığı umut yan yana durdu. Sınırın sert çizgisi ile kitabın yumuşak sesi birbirine karıştı. Devran'daki öyküler, birer ayna görevi gördü. Acıyı gösteriyor ama aynı zamanda insanın direncini ve adalet arayışına da. Babamın bana bu kitabı vermesi belki de sessiz bir özürdü "biz farklıyız ama aynı hikayenin içindeyiz" demekti. Bugün düşündüğümde meseleler devasa: sınırlar, kimlikler, savaşlar...