Baktım gülüşünden güzel şiir olur sevdim gitti... sen yüzüne sürgün olduğum kadın, madem sevmiyorsun o zaman sahip çık gözlerine... dönüp, dolaşıp, değmesinler gözlerime. belki de konuşuyordur gözlerin, ama ben gözce bilmiyorum ki... sessizce biliyorum, usulca biliyorum, masumca biliyorum... sahi sarkıntılığa girer mi acaba ayrılırken gözlerimin sana sulanması? dökmeye niyetim yok içimi... zor sığdırdım zaten. özledim. söyleyeceklerim bu kadar... kısa ve derin. bu arada " kimse benimle oynamıyor " diye ağlayan çocuk sen büyü hele ne oyunlar oynayacaklar seninle ve bugün bir kez daha anladım adamlığı kadınlardan öğrenecek erkek çok...
Cemal Süreya
Musibetler üstüme yağsa da, her biri ayrı bir nağme… Biri gamın sesi, biri sabrın tınısı, biri de ümidin melodisi. Hepsi birleşince hayatımda bir senfoni oluyor. Benim vazifem bu senfoniyi dinlemek, içindeki güzelliği fark etmek. Bir gün sınav kaygısı içimde davul gibi gürler, ertesi gün annemin duası ince bir ney sesi gibi ruhumu okşar. Bir başka zaman yalnızlık keman teli gibi içimi titretir, ama ardından dost sohbeti tambur gibi içime huzur salar. Hepsi bir araya gelince bana şunu hatırlatıyor: “Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler.” Risale-i Nur’un diliyle baktığımda, musibetler bana aslında bir pencere açıyor. O pencereden bakınca görüyorum ki, her şey Kadîr-i Rahîm’in mülkünde cereyan ediyor. Benim görevim cefâsını değil, safâsını çekmek. Yani sıkıntının içindeki hikmeti görmek, acının içindeki rahmeti sezmek. Hayatın melodisi bazen hüzünlü, bazen neşeli; ama her hâliyle Allah’ın kudretini ve rahmetini hatırlatıyor bana. Ben de bu melodiyi dinlerken, kendi imtihanımı bir beste gibi kabul ediyorum. Çünkü biliyorum ki, her nota beni olgunlaştırıyor, her tını ruhuma yeni bir derinlik katıyor.
“Mânen sevdiğin ve alâkadar olduğun ve perişaniyetinden müteessir olduğun ve ıslah edemediğin şu kâinat, bir Kadîr-i Rahîm’in mülküdür. Mülkü sâhibine teslîm et, O’na bırak; cefâsını değil, safâsını çek. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir. Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi;
‘Mevlâ görelim neyler,
Neylerse güzel eyler.’
de, pencerelerden seyret, içlerine girme.”