Selamlar. Modern klasikleri çok seven biri olarak tercihim bu sefer Geçiş oldu. Bir kahve eşliğinde, içerisinde birden fazla temayı barındıran ve severek okuduğum bir klasik oldu.
Nella Larsen Danimarkalı bir anne ve Batı Hint Adaları kökenli bir babanın çocuğu. Yani aslında iki farklı ırk barındıran Amerikalı bir yazar. Kitabında ana tema olarak ırkçılığı ele alması bundan kaynaklıdır diye düşünüyorum. Şu an bile ırkçılığın etkisi sürüyorken, 20. yy. Amerikası'nda ne derece fazla olduğunu düşünebiliyor insan. O zaman ten rengi biraz daha açık olan ve açıkçası siyahi olduğu anlaşılamayan insanların beyaz insana geçişinin anlatıldığı bir kitap bu. Beyaz insanmış gibi ayrıcalık gören, o haklara sahip olmayı gerektiren bir durum bu. Acı olsa da gerçek...
Kitapta riskli ama özgür olmayı seçen Claire; siyahi olduğunu bu şekilde kocasından saklayan biri. Yıllar sonra karşılaştığı siyahi arkadaşı Irene ise ırklarına sahip çıkan, olduğu gibi görünen ama güvenceyi, düzenli bir hayatı tercih eden bir karakter. Bu karşılaşma birbirlerinin hayatında nasıl değişikliklere yol açıyor bunu okuyoruz. Okurken de ırkçılık temasının arkasında; arkadaşlığın, dostluğun, sadakatin, korkunun işlendiğini de açıkça görüyoruz. İnsan, risk olsa da istediği hayatı mı seçmeli yoksa ona verilen güvenli hayatı kabul mu etmeli? Bunu sorguluyoruz.
Severek okudum, sonu ile beni çok şaşırttı. Tavsiye edeceği modern klasikler arasına girdi bile. Merak edenlere keyifli okumalar diliyorum.