“Hiçbir şeyi affetmiyor ve hiçbir şey için af dilemiyorum.”
Puan vermedi·189 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 21:14
12 Eylül askeri darbesinin ardından yaşanan kayıplara, işkencelere, infazlara dair anlatıları okumuşsanız, bu kitap size acı biçimde tanıdık gelecektir. Ama bu tanıdıklık, insan bedeninin ne zaman bir “şey”e dönüştüğü sorusunun asılı durduğu sayfaları çevirmeyi kolaylaştırmaz. Han Kang bu kitabı, 1980’de Güney Kore’de askeri hükümete karşı yapılan Gwangju Ayaklanması ve ardından gelen katliamın etrafında kuruyor. Ama bunu bir tarih anlatısı gibi yapmıyor. Ne olup bittiğini baştan sona açıklayan bir metin değil bu. Olan biteni sayılarla anlatmıyor. Kaç kişi öldü, kaç kişi kayboldu gibi bir mesafeye sığınmıyor. “Sayı” dediğimiz şeyin aslında ne kadar büyük bir yanılsama olduğunu biliyor. Daha çok, o olayın içinden geçmiş insanların bıraktığı izleri takip eden bir tür tanık gibi. O izlerin hâlâ sıcak olup olmadığını yoklamak için ellerini tarihin üzerinde dolaştıran bir kayıp yakını gibi. Altı farklı insanın içine, aynı şiddetin farklı yüzlerine bakıyorsunuz. Birinde işkenceyi görüyorsunuz, birinde tutsaklığı. Sevdiklerinin gözlerinin önünde ölmesiyle geride kalanın taşıdığı suçluluğu. Yaşanamayan yası. Hatta bir noktada, ölünün gözünden bakıyorsunuz hayata. Ve yıllar geçse de geçmeyen bir şey olarak travma hep orada duruyor. Yetmiyor -yaşananların bıraktığı boşlukların, suskunlukların ve dile gelmeyenlerin de sayfalardan elinize bulaştığını hissediyorsunuz. Daha ilk sayfalardan itibaren okurla arasına mesafe koymayan, yumuşatmayan; olanı olduğu gibi bırakan bir anlatı bu. Çünkü unutmanın konforunu bozmak istiyor. Ölüleri geri çağırıp yanımıza oturtmak istiyor. Bu yüzden okuması kolay değil.
Edebiyat
Çocuk GeliyorHan Kang · April Yayıncılık · 20242,140 okunma
·
557 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.