İki yılda "aydınlandığınızı" sanıp binlerce yıllık ilahi nizamı "insan kaynaklı faydalı aparatlar" seviyesine indirgemeniz, sadece entelektüel bir trajedi değil, tam bir idrak fukaralığıdır. Dinleri, kendi keyfinize göre "işe yararsa kullanılır" dediğiniz birer mutfak robotu sanacak kadar savrulmanız, aslında o çok övündüğünüz aydınlanmanın ne kadar zifiri bir karanlık olduğunun en net kanıtıdır.
"Dinler insan kaynaklıdır" diyerek koca bir hakikati kendi küçük zekanıza hapsetmeye çalışmanız, bir karıncanın okyanusu kendi yuvası kadar sanmasından farksızdır. Eğer bu sistemler sizin o iki yıllık sığ mantığınız gibi "insan uydurması" olsaydı, tarihin tozlu raflarında binlerce kez çürür giderdi; oysa o "insan kaynaklı" dediğiniz vahiyler çağlar açıp kapatırken, siz sadece kendi egonuzun yarattığı "fayda" hapishanesinde gardiyanlık yapıyorsunuz. "Çöp değil" diyerek lütfettiğiniz o devasa miras karşısında, sizin o cılız ışığınız hakikati aydınlatmıyor; sadece kendi kibrinizin ve cehaletinizin aynası oluyor. Güneşin karşısında mum yakıp "ben dünyayı aydınlattım" demekten vazgeçin; çünkü o sahte ışığınız sadece sizin kendi körlüğünüzü parlatıyor.