Kutsal sayabileceğimiz 3 farklı dini metinlere dayanan hikayelerden oluşuyor, ki severim de bu tarz anlatıları.
İlk hikayemiz,Rahel Tanrıyla hesap…
Dönemin anlayışı,kadınların değerinin doğurganlıkla ölçüldüğü zamanlardır. Dinine bağlı bir kadın olan Rahel, çocuk sahibi olmayı çok istese de engellerle karşılaşır. Hikayeyi basit annelik üzüntüsünden çıkaran durum , diğer eş olan Lea’nın hiçbir zorluk yaşamadan çocuk sahibi olması ve dönemin şartlarında kadının doğurganlık üzerinden değerlendirilmesidir. Rahel’i kıskançlığa ve değersizliğe sürükler kendini . Alışagelmiş nasip kavramının dışında Tanrıya ettiği dua da sorgulama ve öfkeyi görürüz. Bu, dönemin kültür yapısının kadın=doğurganlık olması Rahel’i kendi içinde çatışma yaşamasına ve “neden ben”sorgulamasına sürükler. Hikayenin ilerleyen kısmında çocuğu olsa da artık değersizliği yaşamış ve dönüşüm geçirmiş ve neden beni sormuş biri olarak devam eder. Tanrının anlaşılması için acıya boyun eğmek yerine sorgulanması gerektiğini anlatmak istemiştir.
İkinci hikayemiz “üçüncü güvercin hikayesi”
Nuh tufanıyla yok olan dünya da yaşamın olup olmadığıyla ilgili fikir almak için güvercin gönderilir. Toprak kuruduysa güvercin geri dönmeyecektir ve yaşam için umut doğacaktır. Güvercin geri dönmez ama umuttan kaynaklı değil gördüğü manzaranın yıkımından kaynaklı olmasındandır. Çünkü insanlığın sebep olduğu kötülüğü düzeltmek için gönderilen felaket birçok masum canlıyı katletmiştir. Tanrının adaleti ve düzeni sağlaması için böylesine büyük ve adaletsiz bir yıkım mı getirmesi gerektiğini sorgulattığını görürürüz.
Üçüncü hikaye “ölümsüz kardeşin gözleri “
Virata, savaş meydanında kendi kardeşini öldürmesiyle derin bir vicdan azabının içine girerek savaşın ve mücadelenin anlamsız gelmesiyle şiddetten uzak ve “iyi” bir insan olarak yaptığı hatayı telafi edeceğini düşünür. Zamanla yaptığı her iş ve attığı her adım aslında bir zarar vermeyle sonuçlanmaktadır. Sadece bir hatayı telafi etmekten öte insan olmanın getirdiği