Herkesin bir favorisi, geçilmezi vardır. Benimki bu şaheser. Döneminde haftalara yayılarak yayınlanmış, ilk dizi tadında kitap:). Becerebildiğim kadar anlatmaya çalışayım; herkesin kendisini haklı çıkaracak bir gerekçesi vardır, hiçbir şey sebepsiz değildir, bu gerekçeler ve sebepler bizlere mantıklı gelmek zorunda olmadığı için bu hikayedekiler yaşanıyor:)
Fransa’nın romantik devrimlerinin ve karışıklığının zirve dönemlerinde Napeleon’un Elbe adasında sürgün edildiği dönemlerde Masum, yetenekli, aşık ve sadakatli gencimiz Dantes La Pharaon gemisinin ikinci kaptanıdır. Yetenekli, başarılı olmasının yanında daha çocukluktan yeni çıkması ve aldığı kararların diğer kıskanç ve beceriksiz tayfada huzursuzluğa neden olması kaçınılmaz bir son. Sefer sırasında birinci kaptanın ani bir şekilde rahatsızlanmasıyla sonun başlangıcı Dantes için başlar. İkinci kaptan olması,kimseye sormadan hareket etmesi ve döndüğünde gencecik yaşında birinci kaptanlığa terfi edilmesi etrafında kıskançlığa sebep olur…(spoiler vermeden kısa keseceğim. Düğün gününde apar topar tutuklanıp savcı karşısına çıkarılıp hakkında kralcı suçlaması içeren mektubu, tek delil olmasına rağmen hain savcıya kaptırmasıyla bir daha aynı adam olmamak üzere Chateau D’ıf’e mahkum olur.
Tanrının kendisini gördüğünü ve bu haksızlığı bir gün düzelteceği fikri zamanla bu olanlar Tanrının yokluğuna dönmüştür. Kendisini öldürmekten başka çaresi kalmamışken bir rahiple yolları kesişir ve dostane günlerde kendisini bilge rahip sayesinde her anlamda geliştirir ve elinde bir hazine haritasıyla hapisten kaçmayı başarır. Yıllar süren esaret Dantesi öldürmüştür. Artık ne aynadaki kendisidir ne de düşünceleri Dantes’e aittir. Elindeki hazineyle bir intikam planı yaparak başına gelenlerin hesabını sormak için işe koyulur. İntikam