"Ben buradayım sevgili okurum, sen neredesin?"
Oğuz Atay’ın bu dev eseri, sadece bir roman değil; Türk edebiyatının yönünü değiştiren, okuru kendi iç dünyasındaki mahkemelerde yargılayan bir "varoluş" manifestosudur. Selim Işık’ın intiharıyla başlayan hikaye, Turgut Özben’in bir dedektif gibi arkadaşının izini sürerken aslında kendi sahteliğini keşfetmesine dönüşür.
İnceleme Notlar:• Olric ve İç Sesler: Turgut’un hayali dostu Olric, aslında modern insanın yalnızlığının en zarif dışavurumudur. Hepimizin içinde bir Olric var; bize gerçekleri fısıldayan ama kimsenin duymadığı o ses.
• Burjuva ve "Tutunanlar": Atay, toplumun kalıplaşmış yargılarını, "mış gibi" yapan insanları ve bürokrasiyi öyle bir hicveder ki, okurken hem güler hem de yüzünüzün kızardığını hissedersiniz.
• Oyun İçinde Oyun: Kitap; günlükler, şiirler ve ansiklopedi maddeleriyle örülüdür. Postmodernizmin zirvesidir. Özellikle o meşhur noktalama işaretsiz 75 sayfalık bölüm, okura adeta nefes aldırmaz.
"Sanki her şey bir oyundu da, biz kuralları yanlış öğrenmiştik."Sonuç:
Tutunamayanlar, bitirilecek bir kitap değil, beraber yaşanacak bir kitaptır. Selim Işık’ta kendinden bir parça bulmayan, Turgut’un o "tehlikeli oyunlar"ından korkmayan bizden değildir. Eğer hala okumadıysanız, "Tutunamayanlar Ansiklopedisi"ne adınızı yazdırmak için geç kalmış sayılmazsınız.
Oğuz AtayTutunamayanlarkadir deniz