Gizli kapaklı işler yapanlar hakkında söylenen “dolap çevirmek” deyimi, bize eski konak geleneğinin bir yadigârıdır.
Göç devirlerinde, zengin konaklarının erkekler kısmına selamlık, kadınlar kısmına da haremlik denilirdi. Aile dışından kimseler geldiği vakit, kadınlar ile erkekler ayrı oturduklarından, konağın haremlik ile selamlığı arasındaki duvarda bulunan dolap devreye girer ve iki taraf arasındaki hizmetler böylece yürütülürdü.
Dolap; eksen etrafında dönen, silindir şeklinde bir aparattır. Raflar hâlinde düzenlenmiştir ve kadınlar tarafından raflara yerleştirilen yemekler, dolap çevrilerek erkekler kısmına geçer; oradan boşalan kaplar yine aynı usulle alınırdı. Eski konakların çoğunda yemek servisi böyle yapılır, mahremiyet hissi de dolapların her vakit kullanılmasını zaruri kılardı.
Aşkın, her devrin en geçerli duygusu olduğuna şüphe yoktur. Konaklardaki halayıklar, arabacılar, bahçıvanlar ile aşçılar, hizmetçiler, yamaklar, dadılar ve kalfalar arasında, fırsatını bulunca ilan-ı aşk için kırmızı gül demetleri, çiçekler, ipekli mendiller, lokumlar, lavantalar vb. de bu dolaplara konularak karşı tarafa gönderilir; böylece konak sahibine sezdirmeden “dolap çevrilmiş” olurdu.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanlarında, heyecanlı örnekleri abartılarak anlatılan bu dolap çevirmelerden günümüze, bu deyim kalmıştır.