·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Mayıs 2026 20:07 Noxborn serisinin ilk kitabı Uyanış’ı okuduğumda bu evrenin beni ne kadar içine çektiğini düşünmüştüm ama Noxborn İhanet’in kapağını kapattığımda anladım ki; ilk kitap sadece fırtına öncesi kısacık bir sessizlikmiş! Yazar, ikinci kitapta vitesi öyle bir artırmış ki, bazı sahnelerde sayfaları çevirirken nefes almayı unuttuğumu fark ettim.
Kitabın adı boşuna "İhanet" değil... İlk kitapta bağ kurduğumuz, birlikte güldüğümüz karakterlerin karanlığa nasıl yenik düştüğünü, sarsılmaz sanılan dostlukların nasıl paramparça olduğunu okumak hem kalp kırıcı hem de inanılmaz sürükleyiciydi. Özellikle okulun altın çocuğu Eric’in Kırmızı Noxborn’a dönüşümü ve Kış Balosu'nda yaşattığı o cehennem anları, aklımdan uzun süre çıkmayacak. O balo sahnesi, tam anlamıyla sinematografik bir görsel şölendi; sadece o bölümü okumak için bile bu kitap alınır!
Bu kitapta düşmanlar çok daha zeki, çok daha acımasız. Kırmızı Alfa Roberto’nun sahneye çıkışıyla olaylar bambaşka, çok daha karanlık bir boyuta taşınıyor. Abunsalifler ve Gorgoslar gibi yeni, korkunç melez yaratıklarla tansiyon bir an olsun düşmüyor. Bir yanda acımasız Kırmızı Noxbornlar, bir yanda intikam ateşiyle yanan Avcılar (Clara'nın o trajik dönüşümü ve yaşadığı ikilem beni mahvetti!), diğer yanda ise tüm bu kaosun ortasında dengeyi ve sevdiklerini korumaya çalışan Mavi Noxbornlarımız: Hektor ve Diana.
Karakter gelişimleri muazzam. Diana’nın o "kurtarılmayı bekleyen kız" rolünü elinin tersiyle itip kendi gücünü (kopyalanma tılsımı muazzam bir detaydı!) keşfetmesi beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri oldu. Hektor’un sevdiklerini korumak için sınırlarını zorlaması, Lucas ve Vanessa'nın hiçbir süper güçleri olmamasına rağmen gösterdikleri o saf, insani cesaret kitaba muazzam bir ruh katmış. Bay Crow ve Bayan Penelope'nin gizemli arka planları da yavaş yavaş aydınlanıyor.
Eğer fantastik, gizem ve aksiyon dolu; her sayfasında "Şimdi ne olacak?", "Acaba kim kime ihanet edecek?" diyeceğiniz bir roman arıyorsanız, Noxborn İhanet tam başucunuza göre. Yazarın kalemi o kadar akıcı ve tasvirleri o kadar canlı ki, kendinizi o yıkık dökük AVM inşaatında çatışmanın tam ortasında hissediyorsunuz.
Kitabın sonu ise tam bir kalp krizi sebebi! Kapağı kapatır kapatmaz 3. kitap olan Kıyamet’e saldırmak isteyeceksiniz. Henüz bu evrene adım atmadıysanız hiç düşünmeden alın ve kendinizi Noxborn dünyasının karanlık ama bir o kadar da büyüleyici atmosferine bırakın. Kesinlikle tavsiyemdir!