Tepkilerimiz, sebep ve sonuçarımızdaki ilişkileride tetikliyor..
Çoğunluğun davranışları, bir çok vicdanı bile değiştiriyor..
Utanma ve çekinme gibi insani duyguları, önemsiz, ezik bir karakterle eşleştiren düşünce biçimleri çoğunluğu biriktirdiği sürece, saygı ve naif düşünceler azap içinde yaşamaya mahkum edilir..
Bu asla bir insanı başka bir insana sevdirmez..
Aynalarız ve kabalaşıriz.. Biz tarihimizde asla bu tür değildik..
Okyanus böyle düşündüğünüz için çok teşekkür ederim. Böyle olmak bazen eziklik olarak görülse de aslında benim kalbim rahat. Ve çok haklısınız kimse kimsenin üzgün olmasını umursamıyor. Sadece düşündükleri tek şey nasıl daha fazla zarar veririm ancak verdikleri zararın kendilerini yıkıma uğratacağını çoğu zaman unutuyorlar. Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için 🙏
Herkesi kabullenmek ya da herkese saygı duymak zorunda değiliz. Ama insan olmanın asgari gereği, katılmadığımız kişilere bile temel bir nezaket ve hak tanıma çizgisini koruyabilmeliyiz. Başkası içinde aynı şey geçerli.
İnsan ancak kendi görüşüne, kendi düşüncesine sahip ya da yakın insanları kabullenir. Herkesi kabullenmek doğru bir düşünce değil bana göre.
Bir insanın var olma hakkına saygı duyabiliriz; fakat her düşüncesini doğru, değerli ya da saygıdeğer bulmak zorunda değiliz.
Aslında nezaket ve hak tanıma çizgisi dediğinizde bir nevi saygı sanki. Düşüncelerinizs saygı duyuyorum ancak şurada katılmıyorum. Burada anlatılmak istenilen bir kişiyi ya da bşr olayı ya da herhangi bir şeyi "saygıdeğer" kılmak değil aslında. Bu bambaşka bir ifade... Ama bir kişinin katılmasakta düşüncesine saygı duyabiliriz diye düşünüyorum. Benim inancım bana onun inancı ona, ta da benim yolum bu onun yolu bu, benim düşüncem bu onun düşüncesi bu. Saygı duyarım biter. Bu körü körüne itaat değil de bence insan olmanın bir getirisi diye düşünüyorum. Teşekkür ederim katkınız için 🙏