Baharı bekleyen Bandini’nin kır çiçekleri açtı
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 20:20
Bazen bir kitabın içine girmek için onu bir arkadaştan duymak gerekir. Benim Arturo Bandini yolculuğum tam da böyle başladı. Bir arkadaşıma attığım ses kaydıyla ona sesimin kötü olduğunu, alerjim yüzünden baharı beklediğimi söylemiştim. O da gülerek, "Baharı Bekle, Bandini" diye bir kitap okuduğunu, benim de baharı beklemem gerektiğini söyledi ve birlikte güldük. İşin aslı, o kitabı okumak hiç aklımda yoktu; taa ki Toza Sor kitabının bu seriye ait olduğunu öğreninceye kadar. Meğer ben Arturo Bandini ile çoktan tanışmış, Los Angeles sokaklarında onunla çoktan yürümüşüm. Seriye tozun tam içinden girip kışın kalbinden dönmek, adeta bir zaman yolculuğu gibiydi. Kitabı okurken aklıma Orhan Kemal’in o samimi karakterleri geldi. John Fante de tıpkı onun gibi yoksulluğu dramatize etmeden, en çıplak ve en insan haliyle anlatıyor. Ancak gerçek edebiyatın o sarsıcı yoğunluğu çok daha derinlerde saklı. Bu kitabı okurken hissettiğim o sarsıcı ağırlık bana çok tanıdıktı. Ernest Hemingway Silahlara Veda eserinin 59. sayfasındaki o çaresiz vedayı, Hasan İzzettin Dinamo Savaş ve Açlar romanındaki o çıplak açlığı ve Jack London Uçurum İnsanları kitabının 61.sayfasındaki o toplumsal uçurumu yeniden yaşadım.Arturo'nun Rosa'ya karşı duyduğu hırçın hayranlığı görünce, Martin Eden'ın Ruth'u gördükten sonra yatağına yatıp onu düşlediği o bitmek bilmeyen iki yüz sayfalık muazzam betimlemesi canlandı zihnimde. İşte Bandini de benim için böyle; Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar eserinin o ilk giriş cümlesindeki huzursuz edici ama bir o kadar tanıdık hissiyatı yakaladığım bir durak oldu.Bandini’yi okurken insan en çok şuna şaşırıyor: Bir yazar, bir çocuğun iç dünyasındaki o karanlık ve utanç verici düşünceleri nasıl bu kadar çıplak anlatabilir? Tabii o çocuk yazarın kendisi değilse... Annesi ve babası ile olan ilişkisi, bir çocukluk hikayesinden çıkıp derin psikolojik bir romana dönüşüyor. Mutfaktaki boş tencereyi, babanın eve iş getiremediği günün ezici halini ve kışın bir mevsim değil de bir düşman oluşunu iliklerime kadar hissettim. Arturo’nun gururunu, Bandini olduğu için dünyaya meydan okumasını, kendi yoksulluğunda bir krallık kurmak istemesini hayranlıkla izledim. Rosa’ya olan hırçın hayranlığı bile aslında sadece bir kadına değil, ulaşamadığı o pürüzsüz dünyaya duyduğu açlık, bir var olma sancısıdır. Ah küçük Arturo! Varoluş ile tanışıp en dipten gelen biri, bir daha nasıl eskisi gibi olabilir ki? Son olarak, Baharı Bekle, Bandini kitabının baskısının olmaması üzücü bir durum. Neden bu denli kaliteli eserler popüler olmuyor da insanların sadece kendi psikolojik bunalımlarını pazarladığı kitaplar rekorlar kırıyor? Bandini sadece içeriğiyle değil; ismindeki naif teselli vaadiyle gerçek bir sabır cümlesi, kapağındaki o sakin ama fırtınalar koparan an gibi; sanki insanın en tesellisiz anında kulağa fısıldanan o kadim bir teselli gibi duruyor karşımızda. Dokunsanız o dondurucu Colorado kışı parmak uçlarımızdaymışçasına canlı ve gerçekçi. Bandini ile baharı beklemek isteyen herkese keyifli okumalar dilerim
Bahara Kadar Bekle, BandiniJohn Fante · Parantez Yayınları · 20031,201 okunma
·
261 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.