Dostoyevski/Beyaz Geceler
5 öykülük bir kitap. Ama sadece ‘5 öykü’ diyip geçemeyiz, aynı zamanda psikolojik analizleri yüksek bir eser.
Kitaba ismini veren Beyaz Geceler öyküsü ile başlıyoruz . Burada 3 temel karakter var Hayaplerest, esir, kurtarıcı.
Nastyenka: babaannesine iğne ile tuturulmuş bir yaşamın esiri. Yalnız, kimsesiz Nastyenka kiracısını kurtarıcısı olarak görüyor. Kiracı giderken “tam 1 sene sonra ‘geleceğim’” diyor. Gelmesine çok az bir süre kalmışken bir hayalperest ile tanışıyor fakat onunla tanışmayı aşık olmayacağına söz vermesi dahilinde kabul ediyor. 4 gecelik bir dostluk başlıyor ve aşk laf dinlemiyor.
Hayalperest: yaşamda yalnız hayalde kalabalık bir kişi. Kimseyle iki çift etmişliği yoktur ama hayallerinde senaryolar bakidir. Aşkı sevgiyi tanışmayı hep hayalinde yaşamıştır. Ama 4 gece gerçek bir yaşamın kucağına düşüyor. Hayallerinden daha mutludur, sahidir.
Esaretin hayallerle buluşması kiracının gelmesiyle son buluyor ve beklenmedik bir son ile öykü bitiyor. Ama biter mi hayalperest için yeni başlar.
İkinci öykü “Başkasının Karısı”nda ise Dostoyevski tutku ve kıskançlık duygularını evlilik üzerinden ele alıyor. Fazla sevginin zamanla şüphe doğurması, tutkunun insanı sevgiye değil kaybetme korkusuna sürüklemesi çok güçlüydü.
Üçüncü Öykü ‘Noel Ağacı ve Nikah’: bu bölüm de yine oldukça etkiledi beni. Bir kızı drahoması için göze kestirip onu bir birey iken aracı kılmak onun canlı somutunu yapay bir nesne haline getirmek ciddi anlamda yordu beni. Her kadının kaderi daha kız çocuğu iken mi belirleniyor? Neden bu esaret kadının hiç bir döneminde bitmiyor? Bekarken anne/baba evliyken koca. Bu artık iyiliğini istemekten çıkıyor bu artık erkeklerin yaşamında kadınların rolü haline geliyor.
Dördüncü öykü “Haysiyetli Hırsız”da ise zaafların insanı nereye sürükleyebileceğini okuyoruz. Ama aynı zamanda merhametin, bir insanın içinde pişmanlık ve vicdan duygusunu nasıl uyandırabileceğini de görüyoruz. “Bir hırsız haysiyetli olabilir mi?” sorusunun cevabı tam olarak burada saklı.
Ve son öykü ‘Yufka Yürekli’ : Vasya, iyi olan her şeyin fazlasına dayanamayan karakterimiz. Mutluluk güven dostluk ağır geldi kişiliğine. Ben buna layık mıyım diye sorguladı sorgularken kendini yitirdi.
Dostomyevski bu kitapta yalnızca hikâye anlatmıyor; insan ruhunun en kırılgan taraflarını da gösteriyor. Belki de bu yüzden okurken insan karakterlerden birine mutlaka kendinden bir parça bırakıyor.