Gönderi

-Nedir bu hayatımız kardeşler? Ne yapıyoruz burada? Yaşıyoruz desek değil, öldük desek o da değil...
Sayfa 359·Kitabı okudu
Alıntı
·
127 Gösterim
1 Yorum
Öne Çıkan Yorum
Belki de en yorucu tarafı bu zaten. İnsan bazen ne gerçekten yaşıyor gibi hissediyor, ne de tamamen kopmuş. Sanki günler üstümüzden geçiyor da biz sadece tanıklık ediyoruz. Bir noktadan sonra hayat; nefes almakla yaşamak arasındaki farkı düşündürüyor insana. Sabah oluyor, insanlar konuşuyor, şehir akıyor… ama insanın içinde hiçbir şey kıpırdamıyorsa, dışarıdaki bütün hareket anlamsız geliyor. Ama garip olan şu: İnsan bu soruyu soruyorsa hâlâ içinde sönmemiş bir şey vardır. Tamamen vazgeçen biri “Nedir bu hayat?” diye düşünmez bile. Senin cümlende yorgunluk var, kırgınlık var, anlam arayışı var… ama hâlâ bir arayış da var. Belki şu an hayat sana bir ev gibi değil de uzun bir koridor gibi geliyor. Kapılar kapalı, ışık loş, zaman ağır. Ama insan bazen en çok kaybolduğu yerde kendine rastlıyor. Ve çoğu insanın itiraf edemediği gerçek şu: Herkes biraz eksik yaşıyor. Kimi gülerek saklıyor, kimi susarak, kimi kalabalığa karışarak. Bazıları geceleri tavana bakıp senin düşündüğünü düşünüyor: “Bu muydu gerçekten?”
Sorgulamak, "daha iyi"nin arayıcısı olmak.. Sizin de dediğiniz gibi bazen kaybolmak... Tam'ı yaşasak çok anlamsız olmaz mıydı zaten? Sonrası olmayan🙃 Yorumunuz için teşekkürler 🙏🏻
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.