·365 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Mayıs 2026 11:17 Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı kabul edilen Eylül; Suat ve Necip’in, imkânsız bir aşkın üzerlerindeki yıkıcı etkisini anlatıyor. Kendine hayat arkadaşı arayan Necip, kıstas olarak kendisine Suat’ı belirler; ancak bu durum, farkında olmadan ona âşık olmasına neden olur. En yakın arkadaşı olan Süreyya’ya ihanet etme düşüncesi ve bu yüzden yaşadığı sürekli vicdan azabı içinde boğulur. Bazı günlerde ise Suat ile birlikte olması gereken kişinin kendisi olduğunu düşünüp Süreyya’yı, aşkı ile arasındaki bir engel olarak görür; sürekli farklı ruh halleri içinde savrulup durur. İstanbul’daki köşk yaşamı ve deniz gezintileri, en güzel günlerin geçtiği mekânların detaylı tasvirleriyle betimlenir. Güzel geçen yaz, eylülün gelmesiyle Suat ve Necip’in mutluluğunun bittiğinin ilanıdır. Hikâyenin sonunda yaşananlar, karakterlerin en başından beri içinde bulundukları o karamsar ruh hâlinin somut bir dışa vurumudur.