Gönderi

O ne der bu ne der korkusu...
10/10
·248 syf.··
2026 42. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 01:24
​Merhabalar herkese. ​Hüseyin Rahmi Gürpınar, son dönemlerde kalemini en çok sevdiğim, hicviyle, mizahıyla ve o meşhur ikili diyaloglarıyla beni benden alan bir yazar. Bu, üstattan okuduğum sekizinci eser ve her seferinde "başka ne yazsa okurum" dedirtmeyi başarıyor. Kitabı Kapra Yayınları’ndan okudum. Açıkçası fiyatları çok uygun olduğu için bazen çeviri ve edisyon konusunda tereddüt edebiliyor insan ama bu kitap özelinde söyleyebilirim ki çeviri de baskı da gerçekten efsaneydi. ​Gel gelelim romana ​Kitap ilk sayfalarda sıradan bir aşk romanı gibi başlıyor. Üç yakın arkadaş; Zişan, Vicdan ve Nuruyezdan. Bu üç genç hanım, üç beyefendiyle mektuplaşmaya başlıyor. Karakterler o kadar net çizilmiş ki: Zişan flörtü seven, biraz havai bir tip; Vicdan daha orta yolu bulan bir denge insanı; Nuruyezdan ise yaşına rağmen o kadar saf, o kadar temiz ve fenalık bilmeyen bir kız ki onun bu masumluğu hikayenin kalbini oluşturuyor. ​Nuruyezdan, Sabih Bey’e tüm ruhuyla aşık oluyor ancak toplumsal ikiyüzlülük burada devreye giriyor. Sabih, annesini bahane ederek geri çekilirken; mahalleli boş durmuyor. "O ne der, bu ne der" korkusu, dedikodu çarklarını döndürmeye başlıyor. Zişan ve Vicdan’ın yanında, aslında hiçbir suçu olmayan Nuruyezdan’ın da adı çıkıyor. Roman bize şunu soruyor: "Gerçek ahlak nedir?" Ailelerin "temiz kız" tanımı sadece görücü usulüne boyun eğmekten mi ibarettir? ​Nuruyezdan, dedesinin de desteğiyle kendisini gerçekten seven Ragıp Şeyda Bey ile evleniyor. Şeyda Bey tam bir "beyefendi", karakterli bir adam. Ama Nuruyezdan’ın kalbi bir kere kırılmış, gönlünü ona veremiyor. İşte roman burada bir aşk hikayesi olmaktan çıkıp, bir vicdan ve insanlık kitabına dönüşüyor. Özellikle finaldeki o tezatlık çok vurucu: Şeyda Bey her şeye rağmen sevdiğinin isteğini yerine getirirken, o çok sevilen Sabih’in, eşinin kıskançlığından korkup bir "son arzu"yu bile yerine getirememesi... İnsanlık farkı tam burada ortaya çıkıyor. ​Dilin keyfi eski türkçe kelimelerin o kendine has tadı, kızların arasındaki neşeli ama bir o kadar da derin diyaloglar okuma zevkini artırıyor. ​ Gençlerin otoriteye karşı verdiği mantıklı cevaplar, özellikle o dönemde kızların okumasının bile ayıplandığı bir ortamda altın değerinde. ​ Günümüzde de değişmeyen o "elalem ne der?" hapishanesini harika anlatıyor. ​Çok fazla spoiler verip tadını kaçırmak istemiyorum ama uzun bir aradan sonra en çok keyif aldığım kitaplardan biri oldu. Çok bilinen bir eser değil belki ama her edebiyatseverin rafında olması gerektiğini düşünüyorum. Şimdilik 2026’nın en sevdiğim kitabı bu oldu. ​Hüseyin Rahmi ne yazsa okunur, o yola girdim bir kere. Herkese keyifli okumalar dilerim, sağlıcakla kalın.
Edebiyat
Son ArzuHüseyin Rahmi Gürpınar · Kapra Yayıncılık · 202361 okunma
·
193 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu kitabı geçen gün de çok övmüştün, şimdi incelemeni okuyunca iyice merak ettim. Okuyacağım mutlaka 🥳 Kalemine sağlık kankacım, merak uyandırıcı bilgilendirici bir inceleme olmuş 📚🤗✨
Yücel Ünal
Gönderi Sahibi
Emine İnen galiba mi sjfjsjfjsjfsg