Gönderi

Ruh Adam
8/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 17:36
Efsane ile başlar efsane ile biter. Kökleri Uygur olan bu hikaye Kamlançu ülkesini bir baharda yüzbaşı Burkay‘ın Açığma Kün’e olan aşkıyla başlar. Açığma Kün için evdaşına kötülüğe feda eden Burkay kıyamete kadar lanetlenir. Dünya’ya her gelişinde evdaşının da dediği gibi ruhu izdirap içinde çalkalanır. Selim Pusat ve eşi Ayşe, yüzbaşı Burkay ve Açığma Kün’ün bu aşk hikayesinde Uygur tercümesi önce Almanca’ya sonra günümüz Türkçesine çevrilmiş haliyle aralarında konuşuyorlardı… Selim pusat üç yıl önce padişaha bağlılık yemini edip harp akademisi’ne girmiş arkadaşı Şerefle beraber bunu inkar etmedikleri için suçlandılar. Rütbelerinden ve tek gerçeği askerlik olan bu iki kişi görevden alındıklarında çok derin bir kedere düşmüşlerdir. Şeref intihar etmiştir. Bütün sevgisi mesleği olan Selim Pusat yaşadığı büyük hayal kırıklığı ile birlikte hayattan daha fazla koparak günlerini geçiriyordu Selim Pusat Çamlık korusu‘ndan Şerifi ziyaret ettiği bir gün Leyla Öğretmen ile tanıştı aslında eşi Ayşe’nin öğrencisiydi bunu sonra hatırlayacaktı. Yek denen biri belirdi Selim ondan neredeyse tiksindi ve hiç bir zamanda sevemeyecekti… Selim Pusat hakkında her şeyi biliyor Leyla’nın Osmanlı tahtanın varisi olduğunu ve onun tahta geçirmek için çalışan biri olduğunu ifade etti. Leyla ise onun bir casus olduğunu söylüyordu… Bir süre sonra Selim Pusat neşriyat Şubesi’nde işe başladı. Hiçbir iş arkadaşından da hazetmiyordu iş yerini duyduğu bazı tasavvufi konulara Ayşe’ye danışırdı. Leyla Mutlak ile tanıştığı gün Çamlık‘da bir şiir dinledi tesirinden hiç çıkamadı aradan zaman geçtikten sonra ve analizlerle şiiri söyleyenin Güntülü olduğunu daha sonra kavrayacaktı. Selim Pusat Güntülü’ye aşık olmuştu onu düşünmeden edemiyordu. Izdırapla kıvranırken Selim Pusat bir gün hastalandı Yek geldi doktor kılığında bu hastalığın sebebinin aşk olduğunu söyledi. Diğer doktorda hastalığın ruhi olabileceğini belirtti. Selim Pusat kendini alkole verdi Güntülü’yü düşünmediği bir an kalmıyordu Şeref’in fotoğraflarıyla konuşuyor efsaneler yaşıyordu tüm sevdikleri bu yasak aşkın pençesinden onu çekip almaya uğraşıyordu zihninde Leyla Prenseste buna dahil. Selim Güntülü seviyordu Hanzade Leyla ise Selim Pusatı. Selim bir türlü vazgeçemiyordu her geçen gün daha kötüye gidiyordu bu aşkın yasak olmasının cefasını her an içinde hissediyordu. Vicdanı ona büyük bir mahkeme kurdurdu. Bu mahkemede hem yasak aşkı hemde askerliğini yargıladı. Kimler yoktu ki mahkemede tarihteki başarılı yöneticiler, en güçlü konutanlar Leyla Mutlak, Yek, Şeref.. Bir tek annesi savundu Selim Pusatı onunda sesi yetmedi. Mahkeme adalet için yiğit bir çarpışmaya karar verdi. Vakit gelince çarpışma başladı bir yanda Selim bir yanda Kubudak başka bir efsane. Selim yüzbaşı Burkay‘ın evdaşının ettiği bedduadan bir an bile kurtulamadı en son nefes ile mücadele etti ve kaybetti Yavrusu Tosuna veda edip uzaklara gitti 1972. Ülkü aynı atası gibi dik başlı olgun suskun fakat iyimser bir kızdı kimsenin duymamadığı sesleri duyuyordu, şöyle demişti bir erkek ızdırap çekiyor sen de beni seviyor musun diye ağlıyor bir kadın da sus sus bende ızdırap çekiyorum diye cevap veriyordu… Zaman farkıyla doğu batı karşıtılığı, siyasi açılım, sembolik anlatım, dini isim ve terimler ruhani çatışma, nefis mücadelesi görünür şekilde hikaye akışına yedirilmiş. Aynı zamanda Ruh Adam kurgu olsa da Hüseyin Nihal Atsız’ın hayatından kesitler olduğu herkesçe bilinmektedir. Türkçülük kavramını her an hissediliyor. Çok güçlü işlenmiş. Burkay ve Açığma kün şiirini çok severim Nihat Şahin’den dinlenmesi kişisel önerimdir. Geri gelen mektup şiiri yine çok başarılı bulduğum başka bir şiiridir.
Türk Edebiyatı
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202133,9bin okunma
·
80 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.