Rabıta çok uzun zamandır kitaplıkta duruyordu. Uğur Mumcu'nun eserlerini düzenli bir şekilde okuyamasam da yıllar içinde dolaylı yoldan anlattığı her şeye bizzat yaşayarak vakıf olduk. Tıpkı bugün de Uğur Mumcu'dan anlattığı kadar vahim olayları ve haberleri okuyor, görüyor ve yaşıyoruz. Değişen bir şey olmadı. Eskiden belki de bu tür haberler meclisin gündemine taşınıyor, geç de olsa araştırılıyordu. Bugün ise MHP ve AKP'nin oyları ile kamuoyuna mâl olmuş tüm günahlar ve yasadışı eylemler oy çokluğu ile örtbas ediliyor.
Kitap tuğla gibi olmasına rağmen o kadar hızlı okunuyor. Okurken gazete başlıkları ve o günlerin kahramanları film şeridi gibi gözlerinizin önünden geçiyor. Cemalettin Kaplan, Süleyman Hilmi Tunalı ve Süleymancılar, Rabıta örgütü, Milli Selamet Partisi, Erbakan hoca, 80 darbesinin cuntacıları, Almanya'daki gurbetçiler...
Türkiye'de düşünce, inanç ve toplumsal olarak nerede bir boşluk oluşursa, o boşluk bir şekilde dolduruluyor. Bu bazen önemli siyasi şahsiyetler oluyor, kimi zaman kurumlar, dernekler ya da tarikatlar oluyor. İnsanlara propaganda yapılıyor. Para toplanıyor. Özellikle Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle bu durumlar artık ülkenin makus talihi olmuş. Yıllar yılı aklı, bilimi, kamu vicdanını ön plana almak yerine insanların fakirliği, çaresizliği ve dini duyguları siyasi bekââlar uğruna sömürülüyor.
Gelinen noktada muasır medeniyetler yolculuğunda bir milim ilerleyebildiğimizi düşünmüyorum. Sadece mağdur edenlerin siyasi kimliği ve ideolojisi değişti. Dünün mağdurları bugünün zulm edenleri olmuş.