Tahmini Okuma Süresi:
17 sa. 19 dk.
Sayfa Sayısı:
611
Basım Tarihi:
2020
İlk Yayın Tarihi:
1987
Yayınevi:
UM:AG Araştımacı Gazetecilik Vakfı
ISBN:
9786054274673
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·611 syf.··
Beğendi
·
2021 160. kitabı
Şeriatta kadının yeri olmadığı hatta erkeğin kölesi olduğu Uğur Mumcu ve Mumcu gibi yazarlar tarihi belgeler ile ortaya koymaktadır. Sadece kadın çocuk değil insan hakları doğa hakları hayvan hakların adı bile yoktur. Mumcu kitabından bir bölüm aktaralım.(((/Modern İslam devletinde bir de kadınların durumunun ne olacağına kısaca göz atalım. Bunların tümünün birden bir kara çarşaflılar ordusuna dönüşeceği, erkeğin dört kadınla evlenmesinin caiz olacağı, kocanın ağzından çıkacak bir «boş ol» sözüyle karısını boşayabileceği gibi, az çok bilinen ve beklenen şeyler üzerinde durmaya gerek yok. Burada vurgulanması gereken nokta, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliğin, İslam hukukunun temelinde yatan esaslardan biri oluşudur. Toplum hayatının her alanında ve her türlü ilişkilerde şeriatın gözünde kadın ikinci sınıf bir yaratık, bir «yarım insan» sayılır. Örneğin, mahkemede tanıklık konusunda, iki kadının tanıklığı bir erkeğin tanıklığına eş tutulur (bu, kadınlardan birisi unutursa, öteki ona hatırlatsın diyedir!). Miras hukukunda, erkek evlet iki hisse alırken, kız evlada ancak bir hisse düşer. Kur'an'ın çeşitli ayetlerinde erkeğin kadına karşı üstünlüğü belirtilmiştir. Erkek, tam anlamıyla kadının efendisidir. (Bakara suresi, «Kadınlarınız sizin için tarladır, tarlanızı nasıl isterseniz ekin» der). Evlilikte, kadın kocasına mutlak olarak itaat edecektir. Peki, itaat etmezse ne olur? Böyle dikbaşlı kadınlara hadlerini bildirmek gerekir. Kur'an, «Onlara önce öğüt verin, sonra yataklarında yalnız bırakın, (yine fayda etmezse) onları dövün» diye emir buyurur (Nisa suresi). Kısacası, günümüzde insan hakları bildirileri, uluslararası sözleşmeler, kadın erkek eşitliği konusunda ne derse desin, bunlar şeriat düzeninin yürürlükte olduğu ülkelerde geçerli değildir. İşte, kaba
RabıtaUğur Mumcu · UM:AG Araştımacı Gazetecilik Vakfı · 2020543 okunma
8/10
·611 syf.··
Beğendi
·
2021 41. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2021 08:20
Rabıta, Suudi Arabistan kaynaklı bir dernek, vakıf. Amacı, dünyada Müslüman olan devletlere ve kişilere yardım etmek, para vermek ve şeriatin kanun olarak uygulanmasını sağlamak. Ancak problem, Rabıta’nın ortağı ve finansörlerinden birinin belki de en önemlisinin Aramco adlı Amerikan şirketi olması. Rabıta, 1980-1984 arasında yurt dışındaki diyanet görevlilerinin ve yine yurt dışındaki cemaatlerin (Süleymancı, Nurcu, Kaplancı, Ülkücü) giderlerini öder, yardım eder. Doğal olarak, devlete ait görevlilere para vermek, devletin iç işlerine müdahale sayılacağı için Uğur Mumcu bunu gündeme taşır ve Türkiye’de ses getirir. Tabi bunlar, şeriat ve İslam ile Laiklik arasında (aslında her iki tarafın da yanlış olduğu) bir tartışmayı doğurur..
RabıtaUğur Mumcu · UM:AG Araştımacı Gazetecilik Vakfı · 2020543 okunma
8/10
·611 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 23:33
Rabıta çok uzun zamandır kitaplıkta duruyordu. Uğur Mumcu'nun eserlerini düzenli bir şekilde okuyamasam da yıllar içinde dolaylı yoldan anlattığı her şeye bizzat yaşayarak vakıf olduk. Tıpkı bugün de Uğur Mumcu'dan anlattığı kadar vahim olayları ve haberleri okuyor, görüyor ve yaşıyoruz. Değişen bir şey olmadı. Eskiden belki de bu tür haberler meclisin gündemine taşınıyor, geç de olsa araştırılıyordu. Bugün ise MHP ve AKP'nin oyları ile kamuoyuna mâl olmuş tüm günahlar ve yasadışı eylemler oy çokluğu ile örtbas ediliyor. Kitap tuğla gibi olmasına rağmen o kadar hızlı okunuyor. Okurken gazete başlıkları ve o günlerin kahramanları film şeridi gibi gözlerinizin önünden geçiyor. Cemalettin Kaplan, Süleyman Hilmi Tunalı ve Süleymancılar, Rabıta örgütü, Milli Selamet Partisi, Erbakan hoca, 80 darbesinin cuntacıları, Almanya'daki gurbetçiler... Türkiye'de düşünce, inanç ve toplumsal olarak nerede bir boşluk oluşursa, o boşluk bir şekilde dolduruluyor. Bu bazen önemli siyasi şahsiyetler oluyor, kimi zaman kurumlar, dernekler ya da tarikatlar oluyor. İnsanlara propaganda yapılıyor. Para toplanıyor. Özellikle Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle bu durumlar artık ülkenin makus talihi olmuş. Yıllar yılı aklı, bilimi, kamu vicdanını ön plana almak yerine insanların fakirliği, çaresizliği ve dini duyguları siyasi bekââlar uğruna sömürülüyor. Gelinen noktada muasır medeniyetler yolculuğunda bir milim ilerleyebildiğimizi düşünmüyorum. Sadece mağdur edenlerin siyasi kimliği ve ideolojisi değişti. Dünün mağdurları bugünün zulm edenleri olmuş.
Araştırma-İnceleme
RabıtaUğur Mumcu · UM:AG Araştımacı Gazetecilik Vakfı · 2020543 okunma
Rabıta
Puan vermedi·611 syf.·
2024 136. kitabı
Uğur Mumcu ismini duyduğunuzda aklınıza ilk gelen şey ne oluyor? Cesur gazetecilik? Titiz araştırmalar? Toplumsal yaralara parmak basan kalem? İşte "Rabıta", Mumcu'nun tüm bu özelliklerini bir potada erittiği, okuyucuyu derinden sarsan bir başyapıt. Kitap, adını, Suudi Arabistan merkezli bir örgüt olan "Rabıta-i Âlem-i İslâmî"den alıyor. Ancak "Rabıta", sadece bu örgütün analizinden ibaret değil. Kitap, Türkiye'deki laiklik ilkesinin örselenişini, din istismarını ve karanlık ilişkiler ağını gözler önüne seren bir belge niteliğinde. Peki, "Rabıta"yı bu kadar özel kılan ne? Öncelikle, Mumcu'nun kalemindeki sarsıcı gerçeklik. Kitapta yer alan her bilgi, resmi belgelerle destekleniyor. Mumcu, iddialarını havada bırakmıyor, okuyucuyu ikna etmek için elindeki tüm verileri kullanıyor. İkinci olarak, kitabın sürükleyici anlatımı. Karmaşık konular bile akıcı bir dille ele alınıyor. Belge analizleri, tarihsel arka plan bilgileri ve çarpıcı anekdotlar ustaca harmanlanarak okuyucunun dikkatini her daim canlı tutuyor.
Alıntı
RabıtaUğur Mumcu · UM:AG Araştımacı Gazetecilik Vakfı · 2020543 okunma
Birçok Adı Var Ama Amacı Tek
4/10
·611 syf.·
2024 14. kitabı
"Rabıta", 22 Şubat-15 Mart 1987 arasında "Avrupa'daki İslamcı Örgütler" ve "İslamcı Örgütler ve Para" başlıklarıyla yazı dizisi olarak yayınlanmış. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı tarafından yazı dizisi derlenip ve basında Rabıta ile yazılan yazılar, haberler ve yorumlar da eklenince ortaya bu kitap çıkmış. Gurbetçi Türklerinde yurt dışındaki dini ihtiyaçlarının birçok kesim için sömürü fırsatı olarak algılanmasıyla serüven başlıyor. Suudi Arabistan ile olan ilişkilerimizin bence temeli bu nedene dayanıyor. Uğur Mumcu'nun bu kadar cesur bir kalemi olduğunu bilmiyordum. Aslında faili meçhul bir suikaste uğraması işini ne kadar doğru yaptığını ve ne kadar önemli yerlere dokunduğunu gösteriyor. Yazdığı yazı dizisi kitabın 1/3 oluşturuyor. Geriye kalan kısım basında yazılan köşe yazıları, açıklamalar ve haberler. Bu sebeple bu kısımları okurken zorlandım çünkü konu değişikliği olmadığı için ilgimi odaklayamadım. Konu günümüz şartlarında gözönüne alınınca yazarın ne kadar haklı olduğu gün yüzüne çıkıyor. Hüseyin Hakkı Kahveci Uğur Mumcu'nun açtığı bu yolda değerli bir çalışması olan Uğur Mumcu'dan Sonra Rabıta kitabıyla konunun ne kadar derin ve uzun vadeli olduğunu gözler önüne serdi. Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin laikliğinin sorgulanması gereken bir noktadayız.
Din
RabıtaUğur Mumcu · UM:AG Araştımacı Gazetecilik Vakfı · 2020543 okunma
10/10
·591 syf.··
Beğendi
·
2019 13. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2019 14:04
Karanlıkta kalan konuları gün yüzüne çıkarmada bir efsane olan Uğur Mumcu yine bir başyapıta imza atmış. Keyifle okudum ve tavsiye ederim ama bu konuya gerçekten ilginiz varsa okuyabilirsiniz
RabıtaUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 1987543 okunma
8/10
·591 syf.··
Beğendi
·
2018 74. kitabı
Dünya İslâm Birliği’nin Arapçası “Rabıtat-al-Alam-al-İslâmi” yani kısaca Rabıta. Rabıta kısaca; Suudi Arabistan desteğiyle Türkiye’de kurulan İslâmi örgütlenmelerin araştırılmasıdır. Vakıflar, dernekler adı altında örgütlere nasıl para akıtıldığı, kiMlerin işin içinde olduğu, belgeleri..Tek tek isimlendirilmiş ve tarih notları düşülmüş.. Bu kitapla beraber araştırılmaması gereken şeylerin araştırıldığında insanın başına ne gibi şeyler gelebileceğini öğrenebilirsiniz. Bu ülkede kimse boşuna öldürülmedi, öyle değil mi?
1000Kitap
RabıtaUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 1987543 okunma
Uğur Mumcu
9/10
·591 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Otuz yıl önce hunharca katledilen ve failleri hala bulunamayan Uğur Mumcu,nun kitabı geleceğe ışık tutmakta, olası tehlikeler için uyarıda bulunmaktadır. Son yıllarda yaşadığımız olaylar Uğur Mumcu,nun haklılığını ve ileri görüşlülüğünü gün yüzüne çıkartmıştır. Merhumu saygı ve minnetle anıyorum
1000Kitap
RabıtaUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 1987543 okunma
10/10
·591 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 19:15
" Bir gazeteci arkadaşımız araştırma yapmıştır. Zor bir iştir. Takdirle karşılarım ama yorumuna iştirak edemem. İşte o yorumları okuyunca arkasında başka maksad arıyorum..."
Araştırma-İnceleme
RabıtaUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 1987543 okunma
8/10
·591 syf.··
2021 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2021 12:51
Kitabın Uğur MUMCU'ya ait olan kısmı 180. sayfada sona eriyor.Geri kalan sayfalar döneme ait gazetelerdeki yazarların yazıları ile geçiyor. Kitap döneme ışık tutuyor meraklıları için doyurucu bir anlatımı var.
1000Kitap
RabıtaUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 1987543 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Uğur MumcuYazar · 87 kitap
Uğur Mumcu (d. 22 Ağustos 1942, Kırşehir - ö. 24 Ocak 1993, Ankara), Türk gazeteci, araştırmacı ve yazar. 24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konulan bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giderek yaşamını yitirmiştir. Ailesi Annesi Nadire Hanım, babası Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey idi. Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942 tarihinde, Kırşehir'de, dört kardeşin üçüncüsü olarak doğdu. Eşi Şükran Güldal Mumcu (Homan) ile olan evliliğinden bir oğlu (Özgür) ve bir kızı (Özge) olmuştur. Uğur Mumcu anısına ailesi tarafından Ekim 1994'te Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı adında bir vakıf kurulmuştur. Eşi Şükran Güldal Mumcu, 23. Dönem TBMM'ye İzmir Milletvekili olarak girmiş ve halen TBMM Başkanvekilliği görevini yürütmektedir. Ağabeyi İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Ceyhan Mumcu'nun Uğur Mumcu ile ilgili röportajlarının bir kısmı Kardeşim Uğur Mumcu adıyla bir kitapta toplanmıştır. Eğitim yaşamı İlk ve orta okulları Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde okuyan Mumcu çok aktif bir öğrenciydi. 1961'de başladığı üniversite eğitimini avukat olmak üzere başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde 1965'te tamamladı. Henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962'de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülü'nü aldı. 1963'te fakültede öğrenci derneği başkanı seçildi. 1969-1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta'nın asistanı olarak çalıştı. Askerlik dönemi Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada 12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı "ordu uyanık olmalı" sözleriyle, "orduya hakaret etmek" ve "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı. Mamak Askeri Cezaevi'nde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın kalan Mumcu, bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkum edildi. Fakat bu karar Yargıtay tarafından bozuldu ve Mumcu serbest bırakıldı. Bu olaydan sonra askerliğini yedek subay olarak yapması gerektiği halde, 1972-1974 yılları arasında Ağrı'nın Patnos ilçesinde, resmi tanımıyla "sakıncalı piyade eri" olarak tamamladı. Patnos'ta, ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi. Gazetecilik dönemi Yeni Ortam gazetesinde köşe yazarlığı yapan Uğur Mumcu, 1975'ten itibaren Cumhuriyet'te 'Gözlem' başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başladı. Aynı zamanda Anka Ajansı'nda çalışmaktaydı. 1975'te Mart dönemini sergilediği makalelerinden oluşan Suçlular ve Güçlüler adlı kitabını yayınladı. Aynı yıl, Altan Öymen' le birlikte hazırladıkları, Süleyman Demirel'in yeğeniYahya Demirel'in hayali mobilya ihracatını konu edinen, Mobilya Dosyası adlı kitabı yayınlandı. 1977 yılından sonra sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı. "Gözlem" başlıklı köşesinde 1991 yılının Kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 1977'de Sakıncalı Piyade ve Bir Pulsuz Dilekçekitapları yayımlandı. Ertesi yıl, Sakıncalı Piyade adlı yapıtını Rutkay Aziz ile birlikte tiyatroya uyarladı. Oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu tam 700 kere sahneledi. 1978'de, ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı Büyüklerimiz yayımlandı. 1981'de terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak için yazdığı Silah Kaçakçılığı ve Terör yayımlandı. Aynı yıl, Mehmet Ali Ağca'nın Papa'yı öldürme girişiminden sonra Ağca üzerine inceleme ve araştırmalarını yoğunlaştırdı. Türkiye'de terör olaylarının artması nedeniyle 1979 yılında 12 Mart dönemi öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı ve silahlı eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çektiği kitabı Çıkmaz Sokak'ı yayımladı. 1982'de Ağca Dosyası, ardından Terörsüz Özgürlük adlı makale derlemesi yayımlandı. 1983 yılında Ağca ile cezaevinde röportaj yaptı. 1984 yılında Aziz Nesin öncülüğünde bir grup tarafından Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığına sunulan, ancak Kenan Evren'in imzalayanları "vatan hainliği" ile suçlayarak dava açtığı Aydınlar Dilekçesi'nin hazırlanmasına katıldı; 12 Eylül döneminde aydınlara yapılan işkenceyi anlatan Sakıncasız adlı oyunu yazdı; Papa-Mafya-Ağca kitabını yayımladı. 1987'de araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen Rabıta ve 12 Eylül adlı kitapları; 1991'de en önemli araştırmalarından biri olan Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925yayımlandı. 1991 yılında İlhan Selçuk ve yaklaşık seksen Cumhuriyet gazetesi çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat - 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet Gazetesi'nde yazan Mumcu, Cumhuriyet Gazetesindeki yönetim değişikliği üzerine 7 Mayıs 1992'de Cumhuriyet'e döndü. Mumcu, 7 Ocak 1993 tarihinde "Mossad ve Barzani" isimli bir yazı yazdı. Bu yazısında Barzani, CIA ve Mossad arasındaki bağlantılara değindi ve yazısını şöyle bitirdi: "Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD'ın Kürtler arasında?" "Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?" 8 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki Ültimatom başlıklı yazısında ise yakında yayınlayacağı kitabında istihbarat örgütleri ile Kürt milliyetçileri arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazmıştı. Kardeşi İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ceyhan Mumcu, cinayetten önce Uğur Mumcu'nun İsrail elçisiyle görüşme yaptığını basına gönderdiği açıklamada yazmıştı. Gazetecilik hayatı başarılarla dolu olan Mumcu 24 Ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmeden önce polis-mafya-siyaset ağının derin boyutlarını araştırmaktaydı. Öldürülme sebebi olarak Abdullah Öcalan'ın bir müddet MİT için çalıştığını araştırması iddia edilmektedir. Suikast Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu suikaste kurban giderek yaşamını yitirdi. Suikastın hemen ardından olay yerinde inceleme yapan uzmanların hiçbir delil bulamadığı, patlamayla etrafa dağılan ve cımbızla toplanması gereken delillerin ise süpürgeyle süpürüldüğü iddia edilmiştir. Suikasti; İslami Hareket, İBDA-C, Hizbullah, PKK gibi örgütler üstlendi. Suikastin arkasında Mossad'ın ve kontrgerilla'nın olduğu da iddia edilmiştir. Ergenekon Davası sanıklarından Ümit Oğuztan, iddianamede yer alan ifadesinde, Mumcu'nun seri numarası silinmiş ve şu an Irak Devlet Başkanı olan Kürdistan Demokratik Partisi lideri Celal Talabani'ye götürülen silahlarla ilgili araştırması nedeniyle öldürüldüğünü iddia etti. Ayrıca ağabeyi Ceyhan Mumcu kendi yaptığı araştırmada ölümüne yakın bir süre içerisinde Mossad ve Barzani ilişkisi ortaya çıkınca İsrail büyükelçisinin ısrarla kardeşi Mumcu'yla birebir olarak görüşmek istediği, ancak Uğur'un tek görüşmeyi kabul etmemesine rağmen görüşmenin yapıldığını belirtmiştir. Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu'yu ziyaretleri sırasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, "cinayeti çözmenin, devletin namus borcu olduğu"nu belirterek adeta namus sözü verdiler (1993). Suikastın failleri yakalanamamıştır. Ödülleri 1962 Yunus Nadi Ödülü ("Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle) 1979 Türk Hukuk Kurumu Yılın Hukukçusu Ödülü 1979 Çağdaş Gazeteciler Derneği Yılın Gazetecisi Ödülü 1980 & 1987 Sedat Simavi Vakfı Kitle Haberleşme ve Gazetecilik Ödülü 1980, 1982 & 1992 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (inceleme dalında) 1983 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (röportaj ve seri röportaj dalında) 1984, 1985 & 1987 Nokta Dergisi Yılın Doruktaki Gazetecisi Ödülü 1987 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (güncel yazılar dalında) 1987 Cumhuriyet Gazetesi Örnek Gazeteci Ödülü (Rabıta Olayı dolayısıyla) 1988 Cumhuriyet Gazetesi Bülent Dikmener Haber Ödülü 1993 Nokta Dergisi Doruktakiler Basın Onur Ödülü 1993 Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü