Tahmini Okuma Süresi:
14 sa. 39 dk.
Sayfa Sayısı:
517
Basım Tarihi:
1998
İlk Yayın Tarihi:
1987
Yayınevi:
Um:ag Yayınları
ISBN:
9789758084142
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Rabıta
Puan vermedi·517 syf.··
2026 7. kitabı
Yayımlandıkları döneme ait sanılan ama asıl muhatabını yıllar sonra bulan kitaplar, yıllar geçse de güncelliğini hiç yitirmezler. Uğur Mumcu’nun “Rabıta”sı da onlardan biri... İlk kez okuduğunuzda bir “araştırma kitabı” tutuyormuş hissi verir; ikinci okumada ise neredeyse güncel bir haber dosyası gibi durur karşınızda. Aradan onca yıl geçmiş olmasına rağmen metnin hâlâ bu kadar diri olması, insanın içini ürpertiyor. Demek ki meseleler değişmemiş, yalnızca isimler ve yöntemler dönüşmüş. Uğur Mumcu bu kitapta edebiyat yapmaz, zaten niyeti de bu değil. Ama her iyi gazeteci gibi, gerçeği anlatırken sizden istemek yerine güçlü bir anlatı kuruyor. Rabıta, dini-siyasal ağların Türkiye’deki uzantılarını incelerken, aslında daha büyük bir sorunun peşindedir: Devletin boşalttığı alanları kimler, nasıl doldurdu? Bu doldurma işlemi masum bir inanç faaliyeti miydi, yoksa uzun vadeli bir siyasal mühendislik mi? Tarihsel olarak kitap, 1970’ler ve 80’lerin çalkantılı Türkiye’sine odaklanıyor. Soğuk Savaş’ın gölgesi, darbeler, ideolojik kamplaşmalar… Mumcu bu karmaşanın içinden bir hat çeker ve gösterir: Siyasal İslam yalnızca içeriden beslenen bir akım değildir; dış kaynaklı para, ideoloji ve örgütlenme biçimleriyle desteklenmiştir. Bugün hâlâ “yerli ve milli” söylemi etrafında dönen tartışmaları düşündüğümüzde, “Rabıta”nın satırları ister istemez bugüne değiyor. Siyasal açıdan Mumcu’nun tarafı nettir. Laiklikten, kamusal akıldan ve aydınlanmadan yanadır. Bunu gizlemez, saklamaz, yumuşatmaz. Bu tavır, günümüz “iki tarafı da dinleyelim” konforuna alışmış okur için rahatsız edici olabilir. Ama belki de tam bu yüzden değerlidir. Çünkü “Rabıta”, tarafsızlık maskesi altında susmayı değil, açıkça pozisyon almayı seçiyor. Mumcu’nun polemikçi tonu, kişisel bir öfkeden çok kamusal
1000Kitap
RabıtaUğur Mumcu · Um:ag Yayınları · 1998543 okunma
Rabıta
10/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2021 08:26
Bu kitabı okyan dostlar 90' lı yıllarda Atatürk'çü olan aydınların ve gazetecilerin neden katledildiğini ispat eder niteliktedir. Kitap hakkında yeterli paylaşımlarımı yaptım için tekrara girmeyeceğim. Okumayanların ve Atatürk'çü olanların mecburen alıp üzerinde düşünmesi gereken bir kitap.
Din
RabıtaUğur Mumcu · Um:ag Yayınları · 1998543 okunma
Puan vermedi·
İçinde bulunduğumuz olayları anlayabilmek için okunması gereken kitapların başında gelmektedir. Uğur Mumcu bu kitabı ile cemaatin aslında nasıl çalıştığını çok açık bir şekilde kanıtlamıştır.
Din
RabıtaUğur Mumcu · Um:ag Yayınları · 1998543 okunma
10/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2017 32. kitabı
Aslında "adı, destekçisi" ne olursa olsun tüm cemaat ve dini düşünce sistemlerinin hedefi LAİK düzeni yıkmaktır. Bu ilke, siyasal amaçlı dinsel akımların devlet yönetimine egemen olmasını önleyecek tek sistemdir. Bu yüzden Atatürk ve ilkelerine sahip çıkmak zorundayız.. ▪️Rabıta 1987 Sedat Simavi Ödüllerinde gazetecilik dalında Uğur Mumcu'ya Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü'nü kazandıran araştırması ve kitabıdır. Kitap, Uğur Mumcu'nun araştırmacı gazetecilik açısından büyük başarısının kanıtıdır. ▪️ UMAG tarafından yeniden basılan bu kitap iki bölümden oluşuyor; 1. İslami Devlet Kurulacak Elbet, Avrupa'da Milli Görüş Teşkilatları, Süleymancıların teşkilatı ve Rabıta ile ilişkileri ve Yurtdışındaki din görevlilerine Suudi paralarının akıtıldığının belgelerle ortaya konulması, 2. Rabıta kitabının ardından basına ve dünya gündemine yansımaları, dönemin siyasilerinin açıklamaları.. ▪️Bu kitabı okurken araştırmacı gazetecinin nasıl olması gerektiğini Ve tabii ki neden öldürülmüş olabileceğini farkedecek ve Uğur Mumcu'ya bir kez daha ziyadesiyle saygı duyacaksınız. Yazdığı her kelimenin tarihi, belgesi var... Laik cumhuriyeti kuşatan tehlikeler düşünüldüğünde, herkesin okuması gereken önemli bir kaynak, bir baş yapıt... ️ Ha bu arada son söz: Kimse kandırıldım demesin, başta Mumcu olmak üzere bu ülkeyi seven yüzlerce yazar bizleri uyardı ve uyarmaya devam ediyor..
Din
RabıtaUğur Mumcu · Um:ag Yayınları · 1998543 okunma
Beğenmedim
Puan vermedi
Kitap ilerlemiyor. Farklı bir yapısı var. Derleme bir eser ama çok iyi derlenememiş Uğur Mumcu'nun çalışmaları. Bir de belki de o dönemde okunsa istifade edilebilecekken bu döneme çok şey söylemiyor. Mesleği zor zamanda zoru söylemek olan birisi olan Uğur Mumcu üstüne düşeni yapmış. Bu kitap üzerinden kendisini değerlendirmek çok doğru olmaz
RabıtaUğur Mumcu · Um:ag Yayınları · 1998543 okunma
Eskisi rabıta şimdiki ?
7/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2019 39. kitabı
Geçmişi anlarsak bugünü de anlar geleceğimizi ona göre planlayabiliriz. Kitabı, bugün olan siyasal saçmalıkları 30 yıl öncesindeki bir araştırma ile anlamak için okudum. Okuduklarım beni hayrete düşürdü mü? Evet. Hayat bir döngüden ibaret. Dolayısıyla siyasal hayat da benim için aynı durumda. Kırk yıl önce konuşulan, tartışılan şeyler ile bugün yaptıklarımız o kadar benzer duruyor ki. Bugün başımıza gelenlerin nerden geldiğini kolaylıkla ve üzülerek görebiliyoruz. Ama umudu yitiriyor muyuz? Hayır. O gün siyasal gücü ellerinde bulundurarak pervasız bir utanmazlıkla yaptıklarını haklı gösterenlerle bugünküler arasında çok bir fark göremiyorum. Ama gördüğüm şu ki, din istismarı ile halkı yönlendirmek bir noktaya kadar başarılı olsa da er geç bunu yapanları tarih çöplüğündeki yerlerine göndermeyi engelleyemiyor. Umut ediyorum o çöplüğe kısa zamanda yenileri de eklenecek. Şunu da ilave etmeden geçmek istemiyorum. Kitap bana son birkaç yıl içinde yaşadığımız zarrab olayı ve kaşıkçı cinayetlerine de farklı gözle bakma imkanı verdi. Bir tarafta suudi sermayesi diğer tarafta iran..... keyifli okumalar
Siyaset
RabıtaUğur Mumcu · Um:ag Yayınları · 1998543 okunma
10/10
·591 syf.··
Beğendi
·
2019 13. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2019 14:04
Karanlıkta kalan konuları gün yüzüne çıkarmada bir efsane olan Uğur Mumcu yine bir başyapıta imza atmış. Keyifle okudum ve tavsiye ederim ama bu konuya gerçekten ilginiz varsa okuyabilirsiniz
RabıtaUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 1987543 okunma
8/10
·591 syf.··
Beğendi
·
2018 74. kitabı
Dünya İslâm Birliği’nin Arapçası “Rabıtat-al-Alam-al-İslâmi” yani kısaca Rabıta. Rabıta kısaca; Suudi Arabistan desteğiyle Türkiye’de kurulan İslâmi örgütlenmelerin araştırılmasıdır. Vakıflar, dernekler adı altında örgütlere nasıl para akıtıldığı, kiMlerin işin içinde olduğu, belgeleri..Tek tek isimlendirilmiş ve tarih notları düşülmüş.. Bu kitapla beraber araştırılmaması gereken şeylerin araştırıldığında insanın başına ne gibi şeyler gelebileceğini öğrenebilirsiniz. Bu ülkede kimse boşuna öldürülmedi, öyle değil mi?
1000Kitap
RabıtaUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 1987543 okunma
Uğur Mumcu
9/10
·591 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Otuz yıl önce hunharca katledilen ve failleri hala bulunamayan Uğur Mumcu,nun kitabı geleceğe ışık tutmakta, olası tehlikeler için uyarıda bulunmaktadır. Son yıllarda yaşadığımız olaylar Uğur Mumcu,nun haklılığını ve ileri görüşlülüğünü gün yüzüne çıkartmıştır. Merhumu saygı ve minnetle anıyorum
1000Kitap
RabıtaUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 1987543 okunma
10/10
·591 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 19:15
" Bir gazeteci arkadaşımız araştırma yapmıştır. Zor bir iştir. Takdirle karşılarım ama yorumuna iştirak edemem. İşte o yorumları okuyunca arkasında başka maksad arıyorum..."
Araştırma-İnceleme
RabıtaUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 1987543 okunma

Yazar Hakkında

Uğur MumcuYazar · 87 kitap
Uğur Mumcu (d. 22 Ağustos 1942, Kırşehir - ö. 24 Ocak 1993, Ankara), Türk gazeteci, araştırmacı ve yazar. 24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konulan bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giderek yaşamını yitirmiştir. Ailesi Annesi Nadire Hanım, babası Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey idi. Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942 tarihinde, Kırşehir'de, dört kardeşin üçüncüsü olarak doğdu. Eşi Şükran Güldal Mumcu (Homan) ile olan evliliğinden bir oğlu (Özgür) ve bir kızı (Özge) olmuştur. Uğur Mumcu anısına ailesi tarafından Ekim 1994'te Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı adında bir vakıf kurulmuştur. Eşi Şükran Güldal Mumcu, 23. Dönem TBMM'ye İzmir Milletvekili olarak girmiş ve halen TBMM Başkanvekilliği görevini yürütmektedir. Ağabeyi İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Ceyhan Mumcu'nun Uğur Mumcu ile ilgili röportajlarının bir kısmı Kardeşim Uğur Mumcu adıyla bir kitapta toplanmıştır. Eğitim yaşamı İlk ve orta okulları Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde okuyan Mumcu çok aktif bir öğrenciydi. 1961'de başladığı üniversite eğitimini avukat olmak üzere başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde 1965'te tamamladı. Henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962'de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülü'nü aldı. 1963'te fakültede öğrenci derneği başkanı seçildi. 1969-1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta'nın asistanı olarak çalıştı. Askerlik dönemi Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada 12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı "ordu uyanık olmalı" sözleriyle, "orduya hakaret etmek" ve "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı. Mamak Askeri Cezaevi'nde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın kalan Mumcu, bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkum edildi. Fakat bu karar Yargıtay tarafından bozuldu ve Mumcu serbest bırakıldı. Bu olaydan sonra askerliğini yedek subay olarak yapması gerektiği halde, 1972-1974 yılları arasında Ağrı'nın Patnos ilçesinde, resmi tanımıyla "sakıncalı piyade eri" olarak tamamladı. Patnos'ta, ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi. Gazetecilik dönemi Yeni Ortam gazetesinde köşe yazarlığı yapan Uğur Mumcu, 1975'ten itibaren Cumhuriyet'te 'Gözlem' başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başladı. Aynı zamanda Anka Ajansı'nda çalışmaktaydı. 1975'te Mart dönemini sergilediği makalelerinden oluşan Suçlular ve Güçlüler adlı kitabını yayınladı. Aynı yıl, Altan Öymen' le birlikte hazırladıkları, Süleyman Demirel'in yeğeniYahya Demirel'in hayali mobilya ihracatını konu edinen, Mobilya Dosyası adlı kitabı yayınlandı. 1977 yılından sonra sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı. "Gözlem" başlıklı köşesinde 1991 yılının Kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 1977'de Sakıncalı Piyade ve Bir Pulsuz Dilekçekitapları yayımlandı. Ertesi yıl, Sakıncalı Piyade adlı yapıtını Rutkay Aziz ile birlikte tiyatroya uyarladı. Oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu tam 700 kere sahneledi. 1978'de, ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı Büyüklerimiz yayımlandı. 1981'de terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak için yazdığı Silah Kaçakçılığı ve Terör yayımlandı. Aynı yıl, Mehmet Ali Ağca'nın Papa'yı öldürme girişiminden sonra Ağca üzerine inceleme ve araştırmalarını yoğunlaştırdı. Türkiye'de terör olaylarının artması nedeniyle 1979 yılında 12 Mart dönemi öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı ve silahlı eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çektiği kitabı Çıkmaz Sokak'ı yayımladı. 1982'de Ağca Dosyası, ardından Terörsüz Özgürlük adlı makale derlemesi yayımlandı. 1983 yılında Ağca ile cezaevinde röportaj yaptı. 1984 yılında Aziz Nesin öncülüğünde bir grup tarafından Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığına sunulan, ancak Kenan Evren'in imzalayanları "vatan hainliği" ile suçlayarak dava açtığı Aydınlar Dilekçesi'nin hazırlanmasına katıldı; 12 Eylül döneminde aydınlara yapılan işkenceyi anlatan Sakıncasız adlı oyunu yazdı; Papa-Mafya-Ağca kitabını yayımladı. 1987'de araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen Rabıta ve 12 Eylül adlı kitapları; 1991'de en önemli araştırmalarından biri olan Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925yayımlandı. 1991 yılında İlhan Selçuk ve yaklaşık seksen Cumhuriyet gazetesi çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat - 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet Gazetesi'nde yazan Mumcu, Cumhuriyet Gazetesindeki yönetim değişikliği üzerine 7 Mayıs 1992'de Cumhuriyet'e döndü. Mumcu, 7 Ocak 1993 tarihinde "Mossad ve Barzani" isimli bir yazı yazdı. Bu yazısında Barzani, CIA ve Mossad arasındaki bağlantılara değindi ve yazısını şöyle bitirdi: "Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD'ın Kürtler arasında?" "Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?" 8 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki Ültimatom başlıklı yazısında ise yakında yayınlayacağı kitabında istihbarat örgütleri ile Kürt milliyetçileri arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazmıştı. Kardeşi İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ceyhan Mumcu, cinayetten önce Uğur Mumcu'nun İsrail elçisiyle görüşme yaptığını basına gönderdiği açıklamada yazmıştı. Gazetecilik hayatı başarılarla dolu olan Mumcu 24 Ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmeden önce polis-mafya-siyaset ağının derin boyutlarını araştırmaktaydı. Öldürülme sebebi olarak Abdullah Öcalan'ın bir müddet MİT için çalıştığını araştırması iddia edilmektedir. Suikast Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu suikaste kurban giderek yaşamını yitirdi. Suikastın hemen ardından olay yerinde inceleme yapan uzmanların hiçbir delil bulamadığı, patlamayla etrafa dağılan ve cımbızla toplanması gereken delillerin ise süpürgeyle süpürüldüğü iddia edilmiştir. Suikasti; İslami Hareket, İBDA-C, Hizbullah, PKK gibi örgütler üstlendi. Suikastin arkasında Mossad'ın ve kontrgerilla'nın olduğu da iddia edilmiştir. Ergenekon Davası sanıklarından Ümit Oğuztan, iddianamede yer alan ifadesinde, Mumcu'nun seri numarası silinmiş ve şu an Irak Devlet Başkanı olan Kürdistan Demokratik Partisi lideri Celal Talabani'ye götürülen silahlarla ilgili araştırması nedeniyle öldürüldüğünü iddia etti. Ayrıca ağabeyi Ceyhan Mumcu kendi yaptığı araştırmada ölümüne yakın bir süre içerisinde Mossad ve Barzani ilişkisi ortaya çıkınca İsrail büyükelçisinin ısrarla kardeşi Mumcu'yla birebir olarak görüşmek istediği, ancak Uğur'un tek görüşmeyi kabul etmemesine rağmen görüşmenin yapıldığını belirtmiştir. Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu'yu ziyaretleri sırasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, "cinayeti çözmenin, devletin namus borcu olduğu"nu belirterek adeta namus sözü verdiler (1993). Suikastın failleri yakalanamamıştır. Ödülleri 1962 Yunus Nadi Ödülü ("Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle) 1979 Türk Hukuk Kurumu Yılın Hukukçusu Ödülü 1979 Çağdaş Gazeteciler Derneği Yılın Gazetecisi Ödülü 1980 & 1987 Sedat Simavi Vakfı Kitle Haberleşme ve Gazetecilik Ödülü 1980, 1982 & 1992 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (inceleme dalında) 1983 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (röportaj ve seri röportaj dalında) 1984, 1985 & 1987 Nokta Dergisi Yılın Doruktaki Gazetecisi Ödülü 1987 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (güncel yazılar dalında) 1987 Cumhuriyet Gazetesi Örnek Gazeteci Ödülü (Rabıta Olayı dolayısıyla) 1988 Cumhuriyet Gazetesi Bülent Dikmener Haber Ödülü 1993 Nokta Dergisi Doruktakiler Basın Onur Ödülü 1993 Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü