mehmet ötegen

mehmet ötegen
@mehmet_otegen
125 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
2000 yıl geçmiş hala aynı dert
Kent-devletlerinin gelişmeye başlaması sonucu, buralarda oturan zengin ve soylu sınıf ile halk tabakası arasında sürtüşmeler başlamıştır. Halkın orta ve aşağı sınıfı, yasaların ya da toplum yaşamını düzenleyen kuralların, adetlere, gelenek ve göreneğe göre yorumlanıp uygulanmasından hoşnut değildi; çünkü bu şekilde soylu sınıfın dediği oluyor ve görece hukuk kuralları daha çok soylu sınıfın işine yarıyordu.
Sayfa 81
Reklam

mehmet ötegen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·376 syf.·
5 günde okudu
·
2026 16. kitabı
Jack London
8.5/10 · 8,2bin okunma
Ait olduğum topluluğun yasaları benden güçlüydü. Benimkine benzer elleri ayakları olan birisini ölüme terk etmeme engel oluyordu.
Yaşamın değeri?
Omuzlarını silkti. "Sen insan yaşamına göre demek istediğini biliyorsun, çünkü sen de, ben ya da bir başkası kadar eti, kuşu ya da balığı yok ediyorsun. Senin öyle hissetmene ve neden öyle olduğunu açıklamana karşın, insan yaşamı da çok farklı değil. Neden ucuz ve değersiz olan bu yaşam için cimri davranayım? Denizlerdeki gemilerden daha fazla denizci var, fabrikalardan ya da makinelerden daha fazla işçi var. Siz karada yaşayanlar fakir insanlarınızı kenar mahallelerde oturtuyor, açlığı ve salgın hastalıkları onların üzerine salıyorsunuz. Geride onlarla ne yapacağınızı bilemediğiniz, bir ekmek kabuğu ya da bir parça ete muhtaç (ki yaşam yok edilmiştir) ölen, daha birçok fakir insan kalıyor. İş bulma şansı için vahşi hayvanlar gibi kavga eden Londralı dok işçilerini gördün mü hiç?"
Türk tarihine bu kadar damga vurulur ancak.
Gerçek bir tarih için arşivlerimizin tasnifi ve tam açıklığı tezini savunuyordum. Değerli bir tarihçi olan İsmail Soysal ile birlikte Türk arşivlerinin herkese açılması yönünde bir kampanya başlattık. Yakın tarihimizde yeniliklerin, belki bugünkü gelişmelerin ilk mimarı Turgut Özal ve onun müsteşarı Hasan Celal Güzel bize destek verdiler. Hasan Celal benim SB Fakültesinde öğrencim olmuştur; onun müsteşarlığı zamanında Özal’ın takdiri sayesinde İstanbul’da, 1985’te bir sempozyum örgütledik. İlk iş 150 milyon belgenin tasnifiydi, ama arşivin o zamanki kadrosuyla bu iş 100 yıl sürebilirdi. Sempozyumda arşivlerimizin herkesin her türlü vesikaya engelsiz erişebileceği bir duruma getirilmesinin, Türkiye’nin ve tarihimizin doğru biçimde araştırılması için gerekli olduğu vurgulandı. Başbakan Turgut Özal bu sempozyumda hazır bulundu, bunun önemini çok iyi kavradı ve arşivlerimizin bilimsel modern bir arşiv olması için hızla gerekli önlemleri gündemine aldı. Özal her sahada olduğu gibi burada da radikal bir önleme başvurdu: Arşivin süratle tasnifi için bir fon ayırarak imtihanla 500 uzman alınmasını sağladı. Böylece arşivimiz süratle tasnif edilmeye başladı. Eski harfleri öğrenen uzmanlar, Osmanlı yazı çeşitlerini de öğrenip divanda çeşitli seriler üzerinde ihtisas kazanarak arşivimizdeki belgeleri tasnif ettiler. Bugün bu tasnif katalogları sayesinde aradığımız bir belgeyi derhal tespit edebilmekteyiz. Artık Japonya’dan, Almanya’dan, Amerika’dan, Fransa’dan, Yunanistan’dan araştırmacılar geliyor.
Sayfa 252·Kitabı okudu