Eser Albert Camus 'ün edebiyat dalında kaleme aldığı en önemli eseriymiş.Oldukça kısa bir roman olmasına rağmen beni fazlasıyla düşündürdüğünü söylemeliyim.Yazar tüm olayları romanın baş kahramanı Meursault'un gözünden dile getirmiş. Kayıtsız,inançsız,duyguları mekanikleşmiş,toplumsal kurallara karşı ilgisiz hâli ile hem kendisine hem hayata karşı yabancılaşmış bu adam hakkında olumsuz şeyler düşümemek imkânsız olsa da ben onun dürüstlüğünden oldukça etkilendim.
Tüm ilişkilerinde kurduğu diyalogları ve davranışları öyle şeffaf ve personasızdı ki bu durumun hiçliğe
düşmüşlüğün boşvermişliğinden mi yoksa kendine has kurduğu bir ahlâk yasasından mı kaynaklandığına karar veremedim. Belki de Meursault böyle davranarak zorlama nezaket gösterilerine, yapmacık samimiyetlere, sahte dindarlara, kısacası söylemleri ile eylemleri arasındaki çelişkilerini farkettiği tüm sosyal ilişkilere tepki göstermiştir.
Bu kısmı mecburen spoiler içerir
Yazarın romanda öldürülen bir "insan" dan bahsederken Arap ifadesi kullanması düşündürücüydü (sanırım Camus sömürge Cezayir’indeki Fransız bakış açısını eleştirmiş) bundan daha düşündürücü olanı ise mahkemede hâkimin ve savcının önemle vurguladıkları suçun, somut bir cinayetle değil Meursault'un annesinin cenazesindeki mesafeli ve duygusuz davranışları üzerinden şekillenmesiydi.
Hikâyenin sonunda bu donuk ve kayıtsız adamın hücrede bir papazla yaptığı görüşme sırasında yaşadığı katarsis çok ilgi çekiciydi ve bence bu patlama aslında onun duygu ve düşünce dünyasına dair pek çok perdeyi de aralıyordu.
Anlamsızlık rüzgârında savrulan Meursault'un hikâyesine,zihnimde Soren Kierkegaard da "Ölümcül Hastalık Umutsuzluk" eseri eşliğinde dâhil oldu.Sonuç olarak okudukça hayata ve varoluşa dair sorularına cevap bulamadığı için boşluğa düşen ruhların kurtuluşu, ancak kendi iç dünyalarında tutunacakları sağlam bir inanç sistemi inşa etmeleriyle mümkün olabileceği fikri bende perçinlendi.
Ne demişti Kierkegaard :
"İnsan; sonsuzluk ile sonlunun, geçici ile kalıcının, özgürlük ile zorunluluğun bir sentezidir."
Ne yazık ki bu diyalektik gerilim arasında dengede kalamayan pek çok ruh gibi, Meursault da savrulup gidenlerden olmuş.
Vesselam
Yabancı
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,2bin okunma