Arachnoid Mater’ı gerçekten büyük bir merak ve heyecanla okudum. İlk kitap Pia Mater’ı da çok sevmiştim ama bu kitapta bilimsel detayların çok daha yoğun olduğunu hissettim. Hatta okurken sürekli not aldım diyebilirim. Birçok bilimsel deney, araştırma ve bilgiyle karşılaştım. En sevdiğim şeylerden biri ise yazarın bunları anlatış biçimi oldu. Konuya hâkim olmayan birinin bile anlayabileceği kadar sade ama asla basitleştirmeyen bir dili vardı.
Bir diğer sevdiğim detay ise kitapta hiçbir şeyin rastgele yerleştirilmemiş olmasıydı. Kitabın isminden karakterlere kadar her şeyin bilimsel ya da düşünsel bir karşılığı vardı. Beyinle ilgili kavramlar, geçmişte yaşamış bilim insanları, filozoflar ve düşünürler hikâyenin içine çok doğal şekilde yerleştirilmişti. Bu da kitabı okurken sürekli araştırma yapma isteği uyandırdı bende. Sanki sadece bir kurgu okumuyormuşum da satır aralarında farklı alanlara da dokunuyormuşum gibi hissettim.
Bazı yorumlarda olayların geri planda kaldığını ve bilimin daha önde olduğunu gördüm ama ben buna pek katılmıyorum. Evet, bilimsel açıklamalar ilk kitaba göre daha fazlaydı fakat bunlar olay örgüsünün içine çok iyi yerleştirilmişti. Bu yüzden okurken sıkılmadım. Sadece bazı bölümlerde tempo biraz durağanlaştı ve bazı yerlerin gereğinden uzun tutulduğunu düşündüm.
Onun dışında hem bilimsel kısımları hem de olayların gidişatını büyük bir merakla okudum. Özellikle yazarın bilimi ve kurguyu birbirine bağlama şeklini çok başarılı buldum. Bence ikisi birbirini bastırmamış, aksine birbirini güçlendirmişti. Arachnoid MaterSerkan Karaismailoğlu